26 Şubat 2013 Salı

Love Phobia/도마뱀

Lee Ae-ri ve Joo Kang ilkokulda birbiriyle tanışmış iki arkadaştır. Lee Ae-ri uydurduğu hikayelerle arkadaşlarını kendinden korkar hale getirmeyi adet edinmiştir. Ondan korkmayantek kişi Joo-kang'tır. Ae-ri'ye göre ona dokunan lanetleniyordur ve kime ona dokunmamalıdır.

Ae-ri ve Joo Kang'ın ilişkisi Joo Kang'ın ailesiyle Seoul'e taşınması sonucu yarım kalmıştır. Yıllar sonra üniversite sınavına hazırlanmak maksadı ile Joo Kang Ae-ri'nin yaşadığı tapınağa gider. Birbirlerini seven iki genç bir neden sonucu ayrılırlar ve Joo Kang 8 yıl boyunca Ae-ri'yi arar. 8 yıl sonra Ae-ri'yi bulan Joo Kang bakalım bu aşkı sürdürmeye devam edebilecekmidir?

Hikayeyi spoiler vermeden anlatmaya çalıştım. Senaryo için şunu söyleyebilirim ki acı dolu bir hikayeyi masalsı bir dille efsanevi bir şekilde anlatıyor. Ae-ri'nin küçükken anlattığı masalları her nekadar küçük bir çocuğun oyunları sansakta hayatta kalmaya çalışan bir çocuğun hayat mücadelesi olduğunu ileride çok iyi bir şekilde anlıyorsunuz.

Hikaye ve olaylar itibariyle biraz Heavenly Forest havası sezinledim. Fotoğraf sergisi ve ölümcül hastalık ambiansı ile birde kadın oyuncuların tip  olarak benzemesindende ötürü.

Kısacası şiddetle tavsiye ediyorum.





Trailer



Atm Er Rak Error/ATM เออรัก เออเร่อ



Jib ve Sua aynı bankada çalışan iki sevgilidir. 5 yıldız çıkmalarına rağmen bankanın çalışanlar arası aşk ilişkisini yasaklaması yüzünden aşklarını gizli yaşamaktadırlar. Jib bir bayan olarak atm biriminlerinin başında bulunan bir müdürdür ve işyerindeki iki sevgiliyi ifşa ettikten sonra birinin istifa etmesini ister. Akşam sevgilisi Sua ile binbir saklanma metodu ile buluşurlar ve Jib Sua'dan istifa etmesini ister. Sua bir erkek olarak ''Ben sana bakarım'' desede Jib ''Ben daha çok kazanıyorum '' der ve tartışma sonuca ulaşmadan Sua Jib'e evlenme teklifi eder. Düğün organizayon şirketi ile anlaşırlar. Ama hala kimin istifa edeceği kararlaştırılmamıştır.

Ertesi gün işyerine gelen ve Jib'e sarkan orta dünya cücesi patron oğlu ile birlik yapan Sua Jib'i bu şekilde yıldırmaya çalışır. Lakin Jib bundan kurtulmanın bir yolunu bulur.

Derken şirket atm yazılımını değiştirir ve yazılımda kaynaklanan bir hata sonucu atm nekadar para çekiliyorsa birkaç saniye sonra okadar bir meblağ daha fazladan para vermektedir. Yani 500 baht çektiniz diyelim 500 baht daha para veriyordur. Atm nin hatasını ilk farkeden genç maçtaki arkadaşını arar ve arkadaşının gürültü nedeniyle bağırarak konuşması sonucu binlerce kişi maçın devre arasında atmnin önünde para çekmek adına bir izdiham oluşturur.

Yazılımın diğer hatası para çeken kişilerin hangi saatler arası para çektiğini yazmaması olunca Jib büyük bir sorunla karşı karşıyadır. Ve Jib'e bu sorunu çözen kazanır, kazanamayan istifa eder der.

Hikaye böyle özetlenebilir. Kesinlikle kendisi katıksız bir komedi filmi, romantizm yok denecek kadar az.

Hikayedeki absürd noktalar ve Tayland halkının egzotik yapısı ile hikaye tadından yenmez hale geliyor. Zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacağınız bir film.

Filmdeki Gab ve ergenlik aşkı geyikleride aldı götürdü beni. Sağdaki gifi eklemeden durmayayım dedim izlediğinizde anlayacaksınız ^^
Eva'nın yazısınıda ekleyeyim: Atm Error 2012


Trailer

23 Şubat 2013 Cumartesi

Full House 2










Kore dizisi izleyen birçok kişinin en başlarda izleyin tavsiyesi aldığı ve birçoğumuz efsanesi sayılan Full House'un ikinci sezonunun çekileceği çok çok öncelerinden bilinen bir mevzuydu. İlk cast açıklandığında başroldekileri hiç izlememiş olduğumdan üzülmüştüm. Ama ilk resimlerle olabilir neden olmasına moduna geçmiştim.

Diziye başlamadan evvel herkes kötü vasat falan desede Kore dizilerinin yılmaz izleyicisi olarak sonuna kadar izledim. Ve itiraf etmek gerekirse sıkılmadanda bitirdim.

Dizinin bölümleri 35 dakika civarında bir uzunlukta 32 bölümü var. Biraz anime serisi modunda izledim. 

Özetlemem gerekirse; Lee Tae Ik annesi ve babası ile babasının onlar için inşaa ettiği Full House adı verilen malikanede yaşamaktadır. Tae Ik'in babası ülkenin en zenginleri arasındadır fakat açıklanmayan nedenlerle ölümü sonrası bütün mal varlığına el konulur yada kaybetmiştir. Tae Ik'in annesi eşinin ölümünü kabullenmediğinden yarı meçzup bir biçimde JAponya'daki kız kardeşi ile yaşarken Tae-Ik'de Full House'u yatırım olarak alan U Entertainment'te şarkıcılık yapmaktadır. Tae-ik bu idol yaşantısını her nekadar istemesede Full House için katlanmaya çalışmaktadır.

Jang Man-ok yada Jang  Michelle anne ve babasının ölümü sonrası büyük babasının hapkido kursunda bir hapkido eğitmeni olarak büyümüştür. Her nekadar hapkidoyu sevsede sanal bir mağazası vardır ve Manokine giyim olarak ek gelir kazanmaktadır.

Man-ok'un dedesi birkaç aylığına yurtdışına çıkınca Man-ok salonda bir mağaza oluşturur ve Tae-Ik'in yer aldığı grupla mecburi ilişkilere girmek zorunda kalır.

Bundan sonrası biraz spoiler içerebilir.

Klişe bir senaryo biçimiydi ama Kang-hwi 'yi gereksiz çirkinleştirmediler. Bu yüzden çok soğuyup izlememe gibi bi durumum olmadı. Bazı yerlerde No Min-wo'yu özellikle soymaya gayret etmişlerdi falan buda gözümüzden kaçmadı ama şu varki bu çocukta bi asalet var. ^_^ Birde herkes saça takılmış ama ben bayıldım hatta düz halini hiç sevmiyordum ^_^ Ama Jang Man'ın saçları içni aynı şeyi diyemem düzleştirsin diye dua ettim neredeyse birde kız stilist ama bazı yerlerde çok sikko giyinmişti ben bile pijamamla daha coolum Jang-man'dan :D


 Her nekadar Tae-ik beni dizi boyunca asaleti ile bezdirsede çok güzel sahnelerde vardı bu sahneyi unutcağımı sanmıyorum mesela.

En önemlisi dizi sonu güzel bağlanmıştı. Mundar etmeden bitirdikleri için çok minnettarım ^_^ Çok mükemmel diyemem ama 10 üzerinden 6-7 civarında bir not alarak izlenilebilecekler arasına girmeli diyorum ^_^




22 Şubat 2013 Cuma

Doomsday Book/Kıyamet Kitabı

Geçen günlerde kızlar hangoutta toplaşıp bu filmi izlemeye başlamışlar ben rahatsızlıktan ötürü yetişemedim bunlarda bir olup beni film çok güzel diye kafaya almışlar. Hatta film yazısını bana spoiler olmasın diye yazmıyormuş gibi takılıyorlar.

Neyse bende oltaya gelmişim nasıl güvendiysem bu chapSıs eziqlere skjdfhjskdhf



Filmin adı Doomsday Book 3 kıyamet hikayesinden oluşan bir film. Kızlar güzel güzel dedikleri için izlerken lan bunamı gülmüşler nasıl insan la bunlar deyip arkadaşlığımı sorguladım meğersem onlarda beğenirsem endişesini taşıyorlarmış. Filmin sonuna kadar gelecek güzel sahneleri beklesemde ı ııh olmadı :(

Neyse ilk hikayeden başlayarak biraz anlatıyım. İlk hikayede ailesi tatile çıkan gencimiz annesinin verdiği listedeki işleri yapmaya başlıyor. Annesi afedersiniz bi yediği tabağa sıçmamış okadar pis biriymiş. Çöp yığınları arasında çürük bir elmanın içindeki hücre mutasyon geçiriyor. Kore'de çöplerin cam-plastik-organik gibi ayrıldığını az çok bilirsiniz. Organik çöpler yani yemek artık vs'ler hayvanlara yem olarak öğütülüyorlar. Filmdede bu organikler bir ineğin önüne seriliyor. İneği kafasına baltayla vurarak öldürüp kesime yolluyorlar. Çöpü atan genç akşam hongdae'de o mutant elmalı organik atığı yiyen ineğin etini yiyor ve...

Annesine bak oğlunu al annesi az hayvan değilmiş oğlanda aynı yolu tututo. Şiddettir,tecavüz eğilimidir,insan yemektir ne ararsanız var bir grip virusu hastası oluyor. Ve bu hastalık hızlı bir biçimde yayılarak insanlığı ele geçiriyor. Yürüyen ölmemiş zombiler birbirlerini yiyen insanlar falan. Neyse kanlı kusmalı sıçmalı sırf kızlar beğendi diye katlandığım bir hikaye oldu. Midem kendine zor geldi ^^

Neyse özetle insanoğlunu dünyaya getiren elma, insanoğlunun sonunu getiriyor özetle buna bağlanmış

İkinci hikayede insanoğlu ultra über robotlar icat etmiştir öyleki tapınaklarda bile işleri güçleri görecek robotlar tahsis edilmiştir. EE bu robotlar kamu malı olunca resmi kullanım süreleri falanda var neyse bir budist tapınağından bir teknisyeni bir robotu kontrol etmesi için çağırıyorlar. Ama robot bozuk değil, çağırma nedenleri ise robotun ruhsal aydınlanma yaşadığını ve Buda'nın onun bedeninde can bulduğunu savunmaları. Neyse efenim böyle bi makinelere bağlanma seranadı ,insanlığa dair çıkarımlar falanlar filanlar. Robotta bi konuşuo Buda.exe çalışıyor hacılar. Bide bu devirde bile elektronik sigara var orda adamlar resmen uzay çağında gibiler ama sigara hala normal !! Robotun konuşmaları çok bayıyo, ikinci hikaye çok sıktı beni.

Üçüncü hikayeye gelelim bence ilk ikiyi izlemeyin bunu izleyin derim. Efenim küçük bir kız çocuğu babasının uğurlu bilardo topunu kaybediyor ve babası farkedene kadar internetten alayım derken gidip uzaylıların sitesinden bilardo topunu alıo. Sonra tvler falan bas bas bağırmaya başlıyorlar dünyanın sonu geldi meteor yaklaşıyor falan diye. Hatta böyle acil durum kabinleri falan satmayabaşlıyorlar idrarı süzüp saf su yapan kabinler falan satıolar. Ana haberlerde kıyamete geri sayım yapıyorlar falan neyse. Bu kız annesi babası ve amcası ile yeraltında bir yere sığınıyorlar. Ve kız orda tvden sipariş ettiği bilardo topunun yolda olduğunu öğreniyo çok komik bu kısım. Neyse bunnar başlıolar siteyi aramaya güya siparişi iptal etcekler ama uzaylıların kod sistemi bizimki gibi olmadığından durduramıolar :D Neyse bunlar yeraltında çaresiz topun çarpmasını bekliolar. Top çarpıo dünya yanık materyaller yığınına dönüyo. 10 yıl sonra diyor ve yeraltında 10 yıl bekleyen bu 4 kişi kapıdan gelen yoğun ışığa dayanamayıp dışarı çıkıolar. Bakıolar Bilardo topu saplanmış aynen duruyo onlar dışında insan yok ve bir uzay gemisinden bir insan iniyor ve kıza elini uzatıyor ( Sanırım telepati ile alışverişinizde bizi tercih ettiğiniz için teşekkürler diyo belkide makbuzu teslimat fişini falan veriolar ne bileyim) Bide anladıklarımız volum bilmem kaç kızın amcası yeraltında 10 yıl yaşayınca tanrı ona çok çile çektin deyu rastalı saçlar vermiş yada 10 yıl yıkanmamaktan kir baalamış ne bilem sdkjkjsdhf

Ofhh kızlar yüzünden sonuna kadar dayandım lakin son hikaye absürdlüğü ile beni benden alınca bende sizi size bırakmam yazarım dedim

AMAN HA İZLEMEYİN YAZDIKLARIM SİZE YETER!! 

Petty Romance (쩨쩨한 로맨스)






Öncelikle posterleri ile beni çağıran bir film olmuştu Petty Romance :) Sonra yer yer Choi Kang Hee hayranlığım yer yer Bay Kahkaha hayranlığıma hitap etmişti ama benim peşini kovaladığım sıralarda kendisi çevrilmemişti. İnterner hızımın 8 megabite çıkması ile bu haftayı şenliklerle kutluyorum =) Dün listelediğim 35 filmi indiren J-Downloader artık hangisi indirsem yerine hangisi izlesem sorunu yaratmaya başladı :) İlk izlediğimde Petty Romance oldu ^^



Jeong-bae'nin annesi o çok küçükken ölmüştür. Ressam babası tarafından büyütülen Jeong-bae babasının ölümü sonrası babasının tablolarını alıp satan sanat simsarı bir müze sahibine borçlanmıştır. Borcunu ödemezse babasının annesini ve onu çizdiği tablo elinden gidecektir.

Jeong-bae iyi bir manga çizeridir. Fakat yer yer hikayesinde eksikler bulunmaktadır. Bazende hikayeleri sert karşılanmaktadır. Jeong-bae bir arkadaşının haberi ile bir yarışmaya hazırlanmaya karar verir. Bu yarışmayı kazanırsa mangası 4 ülkede satışa sunulacak ve çok güzel bir para kazanacaktır.

Da-rim, ikiz erkek kardeşi ile beraber yaşayan bir metin yazarıdır. Son işinden kovulunca erkek kardeşi tarafından iyice bir yük gibi düşünüldüğünden zor durumdadır. Ve Jeong-bae'nin mangası için verdiği yazar ilanına başvurur.

Buraya kadar normal bir hikaye gibi :) Lakin bu manga yetişkinliklere yönelik cinsel öğeler bakımından zengin bir manga olmalıdır.

Jeong-bae'nin kendisi gibi manga çizen arkadaşları hırs yapmıştır. Metin yazarı olarak işe aldığı Da-rim ile de araları iyi değildir. Jeong-bae ve Da-rim bu yarışmanın üstesinden gelebilecek midir?

Film hakkında uzun uzadısıya yazı yazmak istemiyorum animasyon geçişleri ve romantizm içeren sahnelerinin çok kuvvetli olduğunu söyleyebilirim. Herşey bir yana Kang-hee etkisi ayrı bir husus.



Bundan sonrası için spoiler uyarısı yapıyorum!

Film aslında aşırı derecede cinsellik dolu bir film değil ama manganın metininin oluşturulduğu safhalarda baya bir cinsellik konuşuluyor buna rağmen iki karakter arası aşk ilişkisi son derece naif işlenmiş.
 İzlerken yer yer sinir eden dırdırcı Koreli genç bayan yer yer ow yes falan dedirtiyor ama bu karakterde dırdır unsuru azıcık abartılı diyeyim ^^
 Animasyon geçişler iin kaliteli demiştim bu birçok Kore yapımından bizi soğutan unsurlardan biri senaryosu iyi olan korku filmlerini bile animasyonlarla komedi filmine çeviriyorlar. Ama bu filmde animasyonlar ve manganın karakter oluşturma safhaları çok kaliteliydi. Çizimlere özenmedim desem yalan olur :)
 Cinselliği az işlediklerini söylemiştim ama manga metini yazarken bu hususu baya bir irdeliyorlar filmde :)

Mesela yandaki sahnede Da-rim bi pozisyon anlatıyor gerçekten olabilirmi onu deneyimlemeye çalışıyorlar.Ama bu sahnelerde iki karakter arası yakınlaşma koymamışlar. Buda senaryoyu basitleştirmemiş :)



 Daha evvel Aeja'da yine erkek kardeşinden çeken yazar kızı canlandıran Kang-hee bu seferde ikiz erkek kardeşi tarafından eziyet çekiyordu. KArdeşinin eve kız attığı bu sahnede gülmekten karnım ağrıdı :)

Kısacası izlemenizi tavsiye ettiğim bir romantik komedi olarak blogumun naçizane yazılarına karıştı kendisi ^_^









Trailer:


21 Şubat 2013 Perşembe

İlk Çekilişimi Kazandım ^^

Dün öğle civarında Meli kargomu ptt ye verdiğini bildirmişti ^^ Bugün öğlen civarıda pttden aradılar ben eve geldiğimde kargomda beni bekliyordu ^^


Hediyem güvenle gelmesi için güzelce paketlenmişti^^


Meli'nin diğer bir süprizi kivili maske oldu ^^ Kıyıp ta kullanabilecekmiyim bilmiyorum ama ^^


Photobooku çok kaliteli bayıldım tasarımı falan müthiş..Bu adamlar bu sunum işlerini çok iyi biliyorlar.




Meli'nin çekilişi güvenle yaptığına inanmanız adına her aşamasını fotoğraflamak istedim ^^ Jaejoong sevgisini benimle paylaştığı içinde kendisine teşekkür ederim ^^


Çekiliş sonuç yazısına ulaşmak için; tıklayınız

Meli'nin blogunu ve yazılarını takip etmenizi öneriyor ve kendisine tekrar teşekkürlerimi iletiyorum ^_^

7 Şubat 2013 Perşembe

Komşu Nedir? Kime Denilir?



Evden çalıştığımı birçoğunuz biliyordur. Aslında evde daha çok durmasamda komşumuzun tam bir ruh hastası olduğu gerçeğini zaten biliyorum lakin sürekli evde durunca ve sürekli aynı işkenceleri yaşadıkça dahada dayanılmaz bir hale geliyor.

Komşumuz bizim 3 katlı müstakil binamızda bizim bir üst katta oturan şahıs.En alt kat zaten ticaretle uğraşan kiracılara ait ve girişlerimiz farklı olduğundan görmüyoruz birbirimizi. Komşumuz titizliği ile övünen bir kadın olmasına rağmen evinin camlarını daha az yorulmak adına vileda ile siliyor. Daha kaç kez uyardık saymadık ama altta katta oturan bizlerin camlarını mahvettiğini bildiği halde böyle silmeye devam ediyor. Çünkü kendinden başka kimseyi düşünmeyerek yaşıyor bu kişi.

Bizim mutfak camlarımız bahçedeki bodrumun çatısına bakıyor. Bayat ekmeklerimizi bodrumun çatısına ufalıyoruzki kuşlar yesin diye. Komşumuzsa ekmeği torbayla atıyor çatıya. Çünkü kuşlar için ufalamak hiç hoşuna gitmiyor; kim yorulacak, torbayla atalım onlar poşetler götürsünler diye düşünüyor sanırım :)

Bitmiyor birde 3. kattan çöpü indirmeye üşenerek torbaladığı çöplerin balkondan bahçeye atıyor. O sulu çöpler dağılıyor parçalanıyor günlerce köpekler kediler tarafından eşeleniyor ve komşumuz öyle topluyor çöpü. Bahçemizi ikiye böldük binanın duvarına yakın olan kısım bizim kısım ve annem komşumuzun çöp attığı o yerlerde çiçek yetiştiriyor. Yani bizim kişisel alanımıza her şekilde tecavüz ediyor.Yıllarca bunu söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Komşumuz çöpü balkondan aşağı atmadığı zamanlarda merdivenlerden indiriyor ozamanda o çöpün suyunu akıta akıta iniyor ve tabiki o geri dönüp silmediğinden o çöp merdivenlerde siyah lekeler bırakan koku organizmaları olarak yaşam formuna devam ediyorlar.

Bitmedi. Komşumuz gece 4 te bile çamaşır makinesi açan bi insan. Beni çoğunuz biliyor gecem gündüzüm pek yok. Komşumuzda sanırım hiç uyumuyorki gece 4 te bile o makineyi açacak kudrete sahip.

Birde kendisi eşi uyurken eşyaların yerini değiştirmeyi çok seviyor.Yılda bir evdeki eşyalar değiştiğinden sıkılmıyor bu konuda. Yaklaşık bir yıldır gece 2 civarında benim odamın üstündeki oturma odalarının eşyalarını sürükleyip duruyor. Yani o parkenin çiziliş sesini her gece her gece duymak mahvedici olmaya başladı. Bir yıldır bunu yoğun yapmasının sebebide şu eşi parkeleri değiştirmediği için komşumuz hususi ihtimamla parkeleri çiziyorki eşi yerine laminant parke yaptırsın.

Ama hala bitmedi. Birde bu tüylü çıkan yeni halılardan gelmiş komşumuza bi yerden. Haftada bir kez evine torunu geliyor o evden çıktığının ertesi günü evin tüm halılarını minimum 2.5 saat maksimum 4 saat ahşap çubukla dövüyor. Tabi o halıları silkelerken alt kattaki garip demetgillerin balkonlarında çamaşır var mı yok mu hiç umrunda olmuyor. Annem bir çamaşırı defalarca yıkıyor bazen.Hatta birkeresinde babaannem o silkelerken uyardı ve cevabı şuydu '' Halı silkelemektemi kabahat oldu'' . Bu cümleden kendisinin nekadar benmerkez biri olduğunu anlamışsınızdır. Çamaşır konusundada çok uyarmamıza rağmen hala bizim çamaşırlarımızın üstünden eşyalarını silkelemeye devam ediyor. Temizliği geçtim 3-4 saat aynı gürültüyü ben hiç kaldıramıyorum artı cumartesileri özel derse öğrencim geliyor ilkokul öğrencisi olduğundan kendisini derse odaklamak imkansız oluyor.

Ha birde komşumuzun dilencilerden kaçma huyu var. Mesela iki katın ziline aynı anda basılıyorsa ben balkondan bakıyorum kim diye. Dilenci ise açmıyorum. Ama komşumuz genelde kapıyı açıyor ve içeri kaçıyor. Çünkü dilencilere para verirse zengin olamaz. O yüzden bende gelen dilenciyi,davulcuyu üst kattaki hanım teyze çok hayırseverdir ona çıkın deyip teşvik ediyorum. Tek başına bi genç kızı ne olduğu belirsiz biri ile aynı apartman boşluğunda bırakmanın cezası olarak.

Artık okadar daral geldiki annemin bana Allah kitap yemini vermesinden ötürü üst kata çıkıp ne yapıyosun sen kadın diyemiyorum ve patlamak üzereyken bloguma yazmak geldi.

İnsanlar kendi aşağılık komlekslerini işte böyle çekemedikleri insan üzerinden bu şekillerde çıkarıyorlar. Bu gibi insanlar yüzünden hayat çekilmez hale geliyor.

Umarım yakın zamanda kendisi öldürüp hapse girmem ^^

Ohhh yazdım ferahladım acık...

Ne yapsam bilemiyorum. Bi akıl verebilen olur mu =)

6 Şubat 2013 Çarşamba

Kullandığım Pure Beauty Ürünleri




Pure Beauty ürünlerini kullanmaya ilk olarak Soothing BB ile başlamıştım. 3-4 hafta evvel Natilius'a toplantıya gidince 3 al 2 ödeden yararlanmak için Watsons'a uğradım. Aslında PB'nin diğer BB'lerini deneyecektim lakin Bulgarian Rose kalmamıştı ve Jasmine Water'da cilt tipime göre değildi. İhtiyacım olmadığınıda düşünüp Pure Beauty Super Brightening serisini denemeye karar verdim. Aslında Diadermine'in temizleyicisini kullanıyordum ama iki temizleyici ürünü beraber kullanmaktan zarar gelmez diyerek başladım kullanmaya.



Aslında bu seri Pure Beauty Süper Brightening Tonik 150 ML,Pure Beauty Süper Brightening Gece Kremi 50 ML,Pure Beauty Süper Brightening Yüz Temizleme Köpüğü 125 ML,Pure Beauty Süper Brightening Göz Jeli 15ML,Pure Beauty Süper Brightening Esans 30ML,Pure Beauty Süper Brightening Günlük Losyon SPF15 50ML,Pure Beauty Süper Brightening Günlük Losyon 50ML 'dan oluşuyor.



Ama ben Tonik ve temizleme köpüğünü aldım. Temizleme köpüğünü alırken her nekadar satıcı bana peeling etkili falan dese de inanın iki-üç yıkamada anca bir iki tanecik çıkıyor ortaya. Artı kullanım şeklinde sabah akşam 2 kez denilmiş peeling etkisi çok olsa bunu demezlerdi diye düşünüyorum. Temizleme köpüğü 14 liraydı toniği net hatırlamıyorm ama o civarda bir fiyatı vardı. 125 ml lik şişeyi 25 gündür kullanıyorum ama daha %10 'unu bile bitiremedim. Bu konuda bereketli ve ucuz diyebilirim. Kullanım talimatında sabah akşam kullanım öneriyor bende sabah akşam diaderminenin arındırıcı jeli ile beraber kullanıyorum. Temizleme jelinin kokusundan,köpürmesine herşeyini sevdim. Durulandıktan sonra temiz ve yağsız bir cilt bırakıyor. Tonikle aşk yaşamasamda yağlı ciltler için süper diyebilirim. (Artı diadermine jelin 150 ml ve 2 diadermine bitirmeme rağmen hala %10 bile bitmedi bu jelde eklemek isterim.Toniği düzenli kullanıyorum ama nekadar kullandım bilemiyorum çünkü ambalajı mat ve ışıkta da içindeki anlaşılmıyor.)



Cilte lekelerine yararı konusuna gelirsek 25 günde net bir ifade kullanmak yersiz olur zira bi gibi seriler uzun süreli düzenli kullanımda ve serinin tüm parçaları beraber kullanıldığında net etki gösterir. Lakin buna rağmen dudağımın üstündeki geçemeyen kızarık görünüm hafifledi, çenemde sivilcelerin kuruyup gittikten sonra bıraktığı kahverengi lekeler yavaş yavaş açılarak gidiyorlar. Burnumun üzerindeki siyah noktalarda temizlemeyi bırakırsam görünür hale geliyor. Kuru ve normal bir cildiniz var kesinlile nemlendirici desteği şart.


Seriyi genel olarak sevdim ve diğer elemanlarıda almayı düşünüyorum.



Diğer aldığım ürün Pure Beauty BB Cream UV White Protection Pack SPF40. Öncelikle ambalajına hayran kaldığımı belirteyim. Çok tozlanmayan yapısı,rengi ile tam da aradığım pudraymış kendisi. Güneş koruma faktörü ve çok sevdiğim bir güneş kreminin kokusuna sahip olması nedeniyle her sürdüğümde taze bir yaz sabahı hissi yaşıyorum :) Rengi herkese açık gelmiş ama ben sonunda buldum hissini en çok renginden ötürü yaşadım diyebilirim ^^


Ambalajını en sevdiğim pudram oldu şimdilik :) Çok hoşuma gitti yanımda taşımak için can atıyorum resmen eheh ^^



1 Şubat 2013 Cuma

Missing You (보고싶다 / Bogoshipda)










Twitterdan takip edenler farkındadır bir aydır çat pat Mati'yle beraber Missing You izliyoruz. Esasen 9. bölüm sonrası 2 haftaya yakın ara vermiştik Mati'yle böylece final ve çevrilmemiş bölüm riskini ortadan kaldırmıştık. Dizi bu yılın favorileri arasında elbetteki favori olabilecek bir yapıt lakin izlerken örselendik, örselendiğimize değdimi bilemedik. Son 4 gündürde günde 3 bölümle finali yaptık huzura yeriştik mi diye düşünüyoruz.

Twitter'dan zaman zaman spoiler yaptıysak affola. Bu yazıyı okuyanlar lütfen spoiler uyarısından sonra diziyi izlemedilerse okuyup beni suçlamasınlar :)

Öncelikle izlemeyenler için özet geçmek isterim.  Han Jun Wo 8 yaşında tek başına Amerika'ya gönderilmiş zengin bir babanın oğludur. Amerika'dan kaçarak geldiğinde evde üvey annesinin samimiyetsiz tavrı nedeniyle sorunlar yaşamaktadır. Babası para dışında birşeyi düşünmediği içinde yalnızlık hissetmektedir.

Lee Su Yeon ise kendisini öldüresiye döven babası ve annesi arasında sorunlu bir çocukluk geçirmektedir. Neden olduğu anlaşılmayan bir durumdan ötürü babası katil olarak yaftalanır ve Su Yeon artık arkadaşları tarafından zorbalık edilen bir kız olarak yaşamaya çalışmaktadır.

Kader bu ki bu iki yalnız çocuk yalnızlıklarını gidermek için çabalamaya çalışırlar. Fakat Han Jun Wo'nun para babası ama aile babası olmayan babasının kirli oyunları nedeniyle çok tatsız olaylar yaşarlar. Su Yeon başka bir çocukla kötü anıları ardında bırakarak yurtdışında büyür. Jun Wo ise Su Yeon gidişi ile Su Yeon aramak ve ona yaşattığı kötü zamanlar için af dilemek adına dedektif olur.

Hikayeyi genel hatlarıyla özetlemek yersiz oluyor ama ana karakter kadar bizi hüzne garkeden diğer yan karakterleri say say bitmiyor doğrusu.

Biraz karakterlerden söz etmek gerekirse;

Han Jun Wo'yu artık sahnelerden çok ekranlardan takip ettiğimiz Micky Yoochun canlandırıyor. Açıkcası Miss Ripley'deki , Rooftop Prince'deki ve burdaki Yoochun sanki farklıymış hissine kapılıyorum hep. Çünkü her rolu okadar güzel üstüne giyiyorki bu genç. Ripleyde böyle biraz soğuk yetiştirilmiş sevgi arayan adamı oynasın çok güzel diye düşünmüştüm bitince, Rooftop sonrası komedi oynasın çok güzel oynuyo demiştim, bu dizide komediyide,romantizmide, hüznüde çok üzel harmanlandı. Helal olsun diyorum.. Eğer birgün Kore'li bir erkek arkadaşım olursa ilk işim estetisyene Yoochun dudağı yap şunu demek olacak ^^ O dudağını büze büze konuşma kurbanın olim ekran başında can verioduk biz namıssız :)

Han Jun Wo'nun çocukluğunu oynayan Yeo Jin Go kendisi yine dizilerde filmlerde büyümüş bir çocuktur ki bence artık olmuş dibi tutmadan yoluna devam etmeli. Su Yeon'la 14 yılın araya girdiği son sahnedeki performansı bu dizide yıldız alacak kısımdı. Gerçekten o gözyaşını orada tutarak nasıl o acıyı bizede yaşattın kahrettin bizi anlatamam çocuk. Aferim ^^

Su Yeon'u Yoon Eun Hye canlandırıyordu. Eun Hye'nin performansları hep iyi olmuştur. Hatta bu dizide performansı bana My Fair Lady dizisindeki saçlamasyonlarını unutturdu. Dizi karakterinin hatalarını spoiler kısmında eleştirsem Eun Hye yeterince rolün hakkını vermişti. Umarım performansı katlanarak güzelleşmeye devam eder ^^ Birde çuval giyse yakışıo ya kıskanıyom :')

Lee Su Yeon'un gençliğini Kim So Hyeon canlandırdı. So Hyeon'da birçok dramada çocukluğunu geçirmiş bir oyuncu. Eun Hye'nin mükemmelliğini aratmayan bir performans sergiledi. İleride ekranın tozunu attıracak yetenek ve kalitede biri olduğuna inanuyorum ve hp destek tam destek diyorum ^^

Harry Borison yada diğer adıyla Kang Hyeon Jung karakterine Yoo Seung Ho can vermişti. Bu çocuğu nedense hep böyle soğuk ve ruhsuz karakterlere yakıştırıyorum ben. Öyle bir coolluğu varki sen mutlu olma diyes, geliyor insanın çünkü Operation Proposal'da gülemediğini farkettim kendisinin. 21 bölümdeki performansı hariç dizi boyunca içime sindi oyunculuğu ^^

Bundan sonrası için spoiler uyarısı yapıyor ve izlenimlerime geçiyorum.

Birinci olarak Su Yeon babası için katil yaftası yapıştırdılar,sonra katil değil dediler. Hatta Jun Wo'nun babasının olayla alakası varmış gibi bir intiba yarattılar ( son bölümlerden birinde Jun Wo'nun babası Su Yeon'a babana benziyorsun vs gibisinden laflar etti). Lakin o olayın iç yüzünü anlatmadan geçtiler. Su Yeon'a yıllar sonra baban katil değildi dediler neden katil olarak ilan ettiklerini bir Allah kulu açıklamadı. O yüzden ısrarla soruyorum neden?

İkincisi Jun Wo'nun annesi.. Jun Wo annesinin yokluğunu hiç hissetmedi. Annesinden hiç bahsetmedi. Annesi neden kaçtı, aslında kimdi hiçbir açıklamada bulunulmadı.

Üçüncüsü Jun Wo'nun babası Han Tae Jun. Bu adam için çizilen profil çok saçmaydı. Yani bir insanın parayı sevmesi ve istemesi normal olabilir ama bunun bir nedeni olmalıydı. Jun Wo'nun bir replikte söylediği gibi bu adam parayla hiçbirşey yapmıyordu. Ne araba,ne güzel yemekler ne lüks tutkusu. Bir yerde güç için parayı istediğini lanse ettiler. Güç tutkusu varsa siyasi olurdu neden olmadı ozaman? Birde çocuğunu bukadar basit bir olayla bile gözden çıkaran bir adam nasıl 2 çocuk yaptı? Madem çocuğun,aşkın yada herhangi birşeyin gerekliliğini hissetmediyse neden bir eş yada çocuğu yapma gereği duydu? Yani Han Tae Jun okadar soğuk bi tiptiki sevişebildiğine bile inanmadım ben izlerken. Bu adamın sevişmekten bile zevk almayağını düşündüm. Birde öyle soğuk adamı şebek gibi, sünnetlik çocuk gibi papyon takmalar yok efenim uzun kollu rengarenk sweatshirtler giydirmeler felan. Adam şirin değil kasmayın be!

Dördüncüsü Harry'nin annesi. Şimdi eğer dizide Harry ve Jun Wo kardeş çıksalardı yani ikisininde babası Han Tae Jun olsaydı işte ozaman herşey yerine otururdu. Çünkü Harry'nin babası bilenen dededen alacağı para, asıl babası Han Tae Jun'dan alacağı paradan çok olurdu ve mantık çerçevesine dahi olunurdu. Lakin o teyze gerçekten Harry'yi Jun Wo'nun dedesinden yapmıştı. Yani bu hikayede para okadar mantıksız işlenmiştiki aşk,ihtiras yada entrika bu hikayeye daha ok uyardı. Paraya tapan çok ama herkesin insan mantığı ile açıklanacak sebebi var burda o sebep yoktu.

Beşincisi Zoe'nin yaşadığı hadise sonrası yaşaması gerekenleri yaşamaması. Her nekadar ülkemizde spekülasyon yaratsada Fatmagül'ün Suçu Ne dizisinde bir tecavüz mağdurunun yaşayacağı şeyleri az çok gördük. Az çok psikoloji kitabı okumuş kişide bunları bilir ki ben senarist değilim bir senarist gözlem yapmıyorsa bunları bilmiyorsa orda bi durup düşünürüm. İlk olarak Zor sık sık mini giyiyordu. Bir bölümde mini giymiş dizlerde çorap giymişti. Tecavüz mağdurları genelde diz kapağı ve göbeği arasında bulunan bölgeyi gizlemeye çalışırlar. Genel olarak dikkat çekici giyinmekten kaçınırlar. Yani bu bir kural değil ama bu travmayı atlatamamış kişiler (Zoe'de atlatamamıştı) bunun gibi koruma mekanizmaları geliştirirler. Harry'nin nerdeye cinsel tacizine maruz kalmış olan Zoe böyle rahat davranamazdı. Çünkü en yakınım ailem dediğin kişiden bunu görerek etkilenmemesi çok anormal olurdu.

Altıncısı neden yabancı isim konusunda bukadar kastın senarist. Zoe diye isim koymuşsun Z alfabenizde yok adamların hepsi ayrı telaffuz ediyor lüks dedektif Joo bile dedi bu ne biçim ad diye. Adamlar Fransa'ya evlatlık gitmiş isimler Amerika'dan ^^ 

Katil acummayı Mati ile bi çırpıda bulduk biz. Kızıyla ilgili detayıda yeri gelmeden baya bi çözümlemiştik. Kendisine üzüldük. Su Yeon'un annesiyle olan sahnede çok içliydi. Yıprandım izlerken :( Birde Jun Wo'nun acumma tarafından keklik gibi avlandığı sahne daha değişik olmalıydı. Bir polise yakışmayacak saflıkla evin içinde saçmalayarak ölüyordu az daha. İfrit olduk kurdeşen döktük o sahnede.Yani bu kısımda Mati bizden iyi polis olur demiştim ve 21. bölümde tamamen karar verdik ve Kore Emniyet Teşkilatına burdan sesleniyoruz. Bunlar bizim için çocuk oyuncağı. Çok şey istemiyoruz. Konaklama,yiyecek ve sevgi ihtiyacımızı karşılayın sizi suçlardan suçludan arındıralım ^^

Mati'nin affedemem dediği tecavüz sahnesinden bahsedelim birazda. Ben o sahnede Jun Wo'nun kaçısında birçoğunuz şahitliği üzerine çok sinirlenip küfrettim hatta o 2 hafta ara olmasa kinim devam edebilirdi ^^ Dizide hep güzel şeyler olsun isteriz, olmayınca delleniriz bende olan buydu. Lakin realite çerçevesinde bakarsak 15 yaşında daha akli melekeler, tam oturmamış bir genç için bu olayı görüp peygamber gibi sindirmek fazla olurdu. Orda kaçması bence günlüktede göreceğimiz çok normal bir durumdu. Çünkü Zoe'ninde yaptığı gibi unutması yada olmadığına inanması için uzaklaşması lazımdı.


Dizinin başlangıcında bize gösterilen ve sonrada izlediğimiz şu yandaki sahneye bayıldım. Evet yine saçma kısımlarıda vardı ama A Love To Kill'deki Ggom ostsi ile dizi arasında geçiş yapılan Rain'in Shin Min Ah'a silah doğrulttuğu sahneyi hatırlattı bana.

Dizi boyunca teknoloji devi Kore'de güvenlik kamerası yokmuşcasına saçma sapan olaylar gelişti. Mesela kanıtlar incelenirken en çok kullanılan dna analizi çok az kullanıldıki Jun Wo Csi'da olsa kesinlikle ilk Harry ve kendi dnasını inceler ve kan bağına bakardı. Zira böyle büyük paralar ancak akrabalar arasında sorun olur bu çok basit bir bilgi. 21. bölümde Su Yeon, Jun Wo'nun babasının arabasına bindi mesela, ki saçmaydı takip edilebileceğine eminde olsa o travmayı yaşamış bir kadın öyle bir adamla tek kalmazdı- ki kaldı. Hadi Han Tae-Jun'un Su Yeon'u Harry ye verdiği sahne mantıklı gayet saniyesi saniyesine hoş bir sahneydi. 21 bölümün en imba hatası Harry'nin değneği ile 4 polisi atlatıp vurulduğu halde gaza basıp kaçtığı sahnedir. Jun Wo nezaman Harry'i görse uzaktan bağırdı. Bağıracağına koşsa ki çok ses çıkmazdı-yakalayabilirdi. Lakin saçma sapan 10 metreden bağırıp kaçmasına izin verdi. Sonra Harry doktora falan gitmeden o yarayla bir silah satıcısını bekledi. Ve Su Yeon'u alarak Jun Woo'yu bekledi. Normal şartlarda çoktan kan kaybından ölmesi gerekirdi. Yada en iyi ihtimalle ateşinin yükselerek Harry'i tirtirtitretmesi gerekirdiki Harry arabada kullandı silah da tuttu.Harry-Jun Wo- Su Yeon'un birarada bulunduğu sahnede çok mantıksız durumlar vardı. Mesela kamera bin beş yüz açıyla Harry ve Jun Wo'nun nekadar yakın olduğunu bize gösterdi. Vurulmuş ve aklı dağınık bir adam Jun Wo'ya bakmadan zibilyon saniye konuştu. Tek bir kuvvetli tekme ile Harryi saf dışı bıracak kuvvetteki Jun Woo bekledi bekledi bekledi abi. 

O sahnede mantıklı olan tek kısım Su Yeon'un Jun Wo'yu Jun Wo'nun Su Yeon'u koruduğu ikili sahneydi. Harry'nin intihar etmeye kalkışıp Su Yeon'ca siklenmediği sahnede mantıksızdı. Heri elinden vuruldu yere düşerken kafasında birşey yoktu. Ama elinden giren kurşun beyninden çıktı demekki çünkü akıl hastası biri haline geldi.

Çok eleştirel oldu ama bence iyi olmuş dediğim kısımlara geçeyim;

Zoe'nin yetişkin halinde olsam bende Jun Wo'yu affederdim ki 14 yılını yaşamadığı ilan edilmiş bir kadının hayatı ekseninde geçen biri için.


Dizide Mati'ninde benimde en çok tebessüm ettiğimiz karakter Lüks Dedektif Jeong Woo'ydu. Jun Wo ile diyalogları ve Jun Wo'nun üzerine titreyişi çok komikti. Bide böldüğü sahnelerde kaçmak istediği sahnelerde ''Omoo karnım karnım'' diye kıvranışları falan baya bizi hayata bağladı bu dizide.  Kendisi çok çaktırmasada filmografisine 50 yapım sığdırmış profesyonel bir oyuncu. Sizde adını aratırsanız birçok filmde izlemiş olduğunuzu göreceksiniz. (Bakınız: Oh Jeong So)Bir diğer hayata bağlanma mevzu Jun Wo'nun Su Yeon'un annesine sevgilisi gibi davranması çok hoşumuza gitti. Güldük,eaalendik resmen :)



Mandal Kreasyonuna bayıldık bu arada. Filmin en sıcak sahnelerinden biri bu sahneydi. Bukadar kadına bu çucuk bakıcak deyu üzülmüyoda değilim hani. Burdaki öpücük sahnesi efsane labilir hehehe ^^


Dizide aramızdan çabuk ayrılan aile babası Dedektif Kim ve Dedektif Kim'in babası olan ulu harabucide bizi derinden etkiledi ^^ Keşke dizide daha uzun kalabilseydide evlatları ile mutlu mesut yaşayabilseydi T_T Kayınpederimle gurur duydum bu dizide !
Dizi boyunca biraz A Love To Kill aroması aldım. Özellikle sonu ağzımıza biraz şeker çalıp ne tatlı yedirdi nede acı bir tat bıraktı. Keşke mutlu sonu biraz daha uzatarak bizi mutlu etselerdi. Dizi reytingi için güzel bitmicek deyip bizi Mati ile duvardan duvara vuran Yuçun'ada tesüflerimi yolluyorum.. 

Bide son olarak dizide Harry'nin annesinin öldüğü bölümde şöyle bi hava hissettim; sanki bunlar o bölümden önce diziyi uzatın emri alıp tam bu bölüm çekilirken yok lan uzatmayın emri alıp çat çut bitirmeye karar vermişler gibiydi. Senaryonun diziye yediriliş hızı bence yanlıştı.

Birde dizi sonundaki Jun Wo'nun çocukluk hayali ya böyle olsaydı girizgahı bana efsanevi dizim Zenigeba'yı anımsattı ^^

Tabi biz ehil değiliz acizane izleyiciler olarak izlerken hissettiklerimizi yazdık sadece der  ve giderim.

Unutmadan diziyi benle beraber izleyen Mati'nin yazısı: Bir örselenmişin kaleminden "Miss You"