7 Ocak 2013 Pazartesi

Nice Guy /The Innocent Man (세상 어디에도 없는 차칸남자)

Kang Ma-ru'nun annesi o küçükken ölmüştür ve jigola olan babasının ikinci evliliğinden olan kardeşi Kang Ço-ko'ya bakma yükümlülüğü ile yaşamaktadır. Bunlara rağmen dehası ile ülkenin en prestijli tıp fakültesinde okumaktadır.Kang Ma-ru; kendi mahallesinde yaşayan annesi fahişe ,babası belli olmayan ve abisinin sürekli geneleve satmaya çalıştığı Jae-hee'ye aşıktır. Jae-hee'de tuttuğunu koparan bir tv muhabiridir ve adaletsizlik ve sosyal eşitsizlik gibi konularda çok cevvaldir.

Bir gece Ma-ru eve gelir ve kızkardeşi Kang Ço-ko'nun 38 derece ateşle yattığını görür, panikle kardeşini hastaneye yetiştirmeye hazırlanırken; noonası Jae-hee'den bir telefon alır. Jae-hee telefonda birini öldürdüğünü söylemektedir.

Buraya kadar okuduklarınızla Jae-hee'nin suçu Ma-ru'ya atarak hapislere girmesini sağlayacak ve Ma-ru çıkar çıkmaz intikam alacak gibi bir hisse kapılıyoruz.

Ma-ru olay yerine gittiğinde Jae-hee'nin talihsiz geçmişini ve yaşayacaklarını düşünerek suçu üslenmeye karar verir.Jae-hee istemesede razı olur.

Şimdi normal bir Kore dizisi olsa durum yukarıdaki tahminlerimiz üzerine gelişirdi. Lakin senarist Lee-Kyeong-hee olunca.. Böyle diyince tabi etkili olmadı. Kyeong Hee shi bizim ağzımıza katmer katmer sıçan diziyi yazmış ve güzel son eklemeyi unutmuş bir zalımey. (Bakınız: Sorry,I Love You, A Love To Kill, Will It Snow At Christmas?)

Neyse konu bu zalımeyin kaleminden çıkan bir dizi olunca durum değişiyor.

Dizi ve karakterler çok net. Ma-ru hapse girmesinde çıktığında Jae-hee'nin o materyalist pis dünyaya dahil olduğunu gördüğünde bile it gibi sevmeye devam ediyor. İntikam alsa değişemeyecek olan bu durum için Jae-hee'yi bi süre korumaya bile devam ediyor.

Aslında tüm bu durum boyunca Jae-hee'nin nekadar ileri gidebileceğini ölçüyor.



Normal bir Kore dizisi olsa ilk çeyrekte Ma-ru intikam için Eun-Gi'ye yaklaşır,sonra aşık olur, sonra intikam için yaklaştığı öğrenilir sonrada olaylar yoluna girerdi.

Ama Ma-ru intikam için yaklaştığı Eun-gi'yi ilk çeyrekte sevmedi.

Daha fazla lafı uzatmıyorum. Olağan intikam senaryolarından biraz daha farklı yol izleyen bir dizi. Ma-ru salt intikam alan bir karakter değil. Yer yer Liar Game'deki Shinchi gibi hiç mimiksiz sizi kazandıkmı kaybettikmi hissine kağtırabilir dikkat. Sungkyun Scandal'da izlediğim bebe burda oyunculukta level atlamış iyi yapmış ^^

Romantizm,aegyo gibi şeyler arıyorsanız bu filmde onlarda çok az var. Ama güzel dizi. Farklı bir bakış açısı kazandırır size ^^

Dizi son bölümlere doğru %18 reyting almış Kore için iyi bir ortalama ama hala bir King Baker değil :) Yinede arada soundtrackin ve hikayenin entrikasının sebebbi ile Tak-Goo hissi veriyor :)

Son olarak Park Si-yeon nefretim katlanarak devam ediyor. En büyük antisi oluyorum kendisinin :)

İzlerken yüreklenmeniz açısından bu adam size saçınızı başınızı yoldursada intikamını alacak, mutlu sona ulaşacak ^^
Diziye diğer blogger dostlarımın yorumlarını merak ediyorsanız:

Bez-cadilari: Joong Ki Dediğin Bir Acayip Nice Guy
Sevgili Günlük: Maruşi Ne ''Güzel Adam''Sın





Buyrun Trailer;


10 yorum:

  1. bu kötü kadın rölündeki yosma bildiğin bizim Aliye Rona gibi ün yaptı.. ben o kızı bi tane bile böyle sevimli aşık yada şaşkın bi rolde görmedim.. hep 2. kız hep kötü hep yosma... zaten son zamanlardaki eric sevdam yüzünden de fazlasıyla kılım kendisine... bu diziyi herkescikler fazlasıyla anlattı ama hep klasik intikam havasındaki tanıtımları okumuştum o yüzden bu yazı klasik intikam havasında olmadığını gösteriyor.. izliyim en iyisi ben bu diziyi yaa.. bide başroldeki şokellanın ben oyunculuğunu joo woo sung amicanın oyunculuğuna çok benzetiyorum yaa..mimikleri falan çok bi benziyo.. neyse izliyimde sonra bi daha düşünürüm bu benzeme olayını :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Coffee House'da başrol gibi gözükmeyip en sonda yazarı kapınca sinir olmuştum ifrit olmuştum zaten My Girl ilk dizilerimden biridir ordada yancı kızdı sinir oluyodum nefret ettim kendinden :D Woo Sung düşününce benziyor evet :D Klasik olmayan diziler gözdemdir benimde kuzum :)

      Sil
  2. Gerçekten de gıcık fakat bir okadar da güzel bir diziydi.Ve bu diziyi yazan kadın öyle birimiydi tüü gerçekten bilsem seyretnmez başlamazdım Will It Snow At Christmas?'da o kadar gıcık kaptım ki ancak 2 yılda seyredebildim.Eline sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen ben kızın annesinin çocuğa salağa yatarak anne numarası yaparak ayırdığı zaman sinirimden bilgisayarımı yicektim.. Miss U'yu yazanla kesin bi kankalık-akrabalıkları vardır bunnarın alamadığı senaryolarada böyle negatifini yolluyodur bu kadın :D

      Sil
  3. Maru özel biri olarak hatırlanacaksın, her zaman...

    YanıtlaSil
  4. Diziyi izlememekte ne kadar dirensemde, intikam kısmını ne kadar gereksiz ve amaçsız bulsamda, beni bu diziye çeken birşey vardı. Bunca zaman yavaş yavaş izledim ve az önce finalledim. Çok ağladım ama ben :'(

    Ayrıca hatırlıyormusun, Burcunun geldiği buluşmada sen bana, 'hee o kötü bitiyor' demiştin. Ben kendimi kötü sona öyle bir hazırladım ki, Dizinin yarısını bakalım nasıl ölücek diye kendimce senaryolar kurdum. Ve şuan bişok yaşadım T__T
    Hof bak hala ağlıyorum :)

    Güzel diziydi, her ne kadar çok kızsam, Senin bu sözün etkili oldu belkide bitirmem, Teşekür ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yamulmuyorsam çok da iyi bi son değil demiştim.. Ne iyi ne kötü demiştim.. Son dakka bi evlilik teklifi ile bitirdiler ya :( Maru'nun kıza tavırları çok üzdüydü beni..

      Sil
    2. doğrudur o zaman ben kötü kısmını duymuş olucam ki bunca zaman ona tutunarak izledim diziyi..

      Güzel sondu diyemem bende bi garip oldum çünkü, çok yıl atladı vs vs...

      Sil
    3. Ya ben böyle ortada kalmış gibi hissettim çünkü ne iyi bi sondu ne kötü :(

      Sil