26 Ocak 2013 Cumartesi

Penny Pinchers (티끌모아 로맨스 )-Cimri Aşıklar






Gong Hong-sil cimrilikten para kazanan genç bir bayandır. Depozitolu bira şişelerini toplayıp satmak mı dersiniz, çöp evlerde kullanılabilecek eşyalar bulup satmak mı dersiniz, düğünlerde arkadaş taklidi yaparak para kazanmak mı dersiniz; aklınıza gelmeyecek bin türlü numara ile para kazanmaktadır. Bulunduğu semtte kentsel dönüşüm çalışması başlatılacaktır ve kiracıların hepsine bir miktar para yardımı yapılacaktır. Hong-sil hafiften yazdığı finans danışmanınında teşviki ile bu paradan pay koparmak için elinden geleni yapar. Taki alacağı para miktarı boyunu aşana kadar. Para miktarı fazla olduğundan bir başkasına hesap açtırıp para yatması işlemini yapması gerekir.


Hong-sil'in karşı apartmandaki komşusu Cheon Ji-woong üniversite bitirmiş ama iş bulamamış bi gençtir. Annesinin yardımı ile Seul'de yaşamaktadır. Kirasını ödeyemez ve kapıya konulur.

Ji-woong'un kapısında çadır kurmasına izin veren Hong-sil onu cimrilik kriterleri konusunda eğitecek ve alanında uzman hale getirecektir. Ama nasıl :)

Konu kısaca böyle özetlenebilir. Açıkcası film çok birşey vaadedmeyen ortalama üzerine çok küçük bir payla geçebilecek bir film. Hikayede aman aman duygusal yada mükemmel komedi unsurları yok. Sıradan olaylar sıradanbir biçimde işlenmiş :) İmdb'de 10 üzerinden 6.6 almış bence çok almış.
Belki zaman kaybı saymayacağınız,ama birkez daha açıp izleyeyim demeyeceğiniz bir film.

Filmin en güzel şeyi posterleri :) Seçerken nekadar zorlandığımı anlatamam ^^


Ha birde ukelele çalan bir Joong-ki 


Birde şivelerle yaptıkları geyikler en güzel kısımlarıydı diyebilirim:


Yeni filmlerle görüşmek üzere ^^ Bu ara çok film izliyorum ama yazmaya vakit bulamıyorum hehe inşallah bu hafta 3 film yazısı daha geliyor!! 



19 Ocak 2013 Cumartesi

Darker Than Black: Kuro No Keiyakusha Gaiden (2010)



Birinci sezon sonunda EPR ekibini kuran Amber geleceği görerek ölmeden evvel Mitaki belgeleri adında, bir dizi gelecek anılarından oluşan belgeleri bırakır. İzanami'nin Yin'in evrimleşen bedeninde uyanması ile Mitaki belgelerinde yazan kehanetin gerçekleşmesinden korkan 3. takımın elemanları Yin'in bedenini hapsederek olayların önüne geçmeye çalışıyorlardır.

4 bölümlük ovadan anlaşıldığı üzere Hei hernekadar içinde İzanami uyanan Yin'i kurtarmaya çalışsada 2.sezonda son aşkı Yin'i kaybettiğine inanmış ve dünya hayatı hakkındaki umutlarını yitirmiştir. Birzamanlar ölüm meleği olarak nam salan Hei'nin artık yıldızı parlamıyordur. Yani yüklenici olarak kullanabildiği güçlerinden eser kalmamıştır.

Tokyo'daki patlama sonrası küçük bir karakola sevkedilen Kirihara, Hei'nin ve yüklenicilerin başına gelenleri nekadar takip etmeye çalışsada bulunduğu pozisyonla elinden birşey gelmemektedir. Ve birgün 3. takımdan gelen teklifi kabul ederek onlar adına çalışmaya başlar.

Birinci sezonda yüklenici kukla gibi kavramlarda haberi olmayan halkın 2. sezonda yüklenici ve kuklalar hakkında bilgi sahibi olması  nedeniyle halkın arasında yaşayan yükleniciler ilk aktivitelerinde ordu benzeri kurumlarca ailelerinden alınmakta ve kalanlara hafıza silme işlemi uygulanmaktadır.

2. Sezon boyunca Mitaki belgelerinin gizemi üzerinden gidilmiş olsada asıl olay hafıza silmeyi icat eden profesör ve onun yüklenici çocuğu ile alakalı gelişen hadiselerdir. 2. Sezonun kurgusu bu konuların kusursuz iç içe geçmesi ile devam ediyor.

1. sezon ve 2. sezon arası en belirgin fark ise 1. sezondaki tamamen pastel ve melankolik Dtb 2. sezonda yer yer absürt ve komik sahnelerle geçişler verilmiş yer yer poker face'ler görebileceğiniz bir Dtb. Açıkcası ben durumdan hoşlanmadım. Çünkü Dtb konu itibariyle gülünecek bir yapım olmadı. Belki mutlu sonla vicdanımızı rahatlatmak uygun olurdu ama yine melankoliden romantizme geçiş yapılabilirdi.

Spoiler'a girebilir diyerek bundan sonrasında izlemeyenleri uyarmak istiyorum.

1. sezonda aksiyon dozu yüksekti. Nasıl yaşarsa yaşasın mutlu olmak için çabalayan bir Hei vardı. İkinci sezona direk başlamış olanlar Hei'yi bu hale getiren sebebi ovaları izledikten sonra anlasada ovalar bile iki sezon arasında olayların tam olarak açıklamasını yapmıyor. Yani tam olarak kronolojik bir sıralama yapılmadığından atlanılan zamanlara ait hep bir gizem söz konusu.

Diğer bir husus ise 3. sezonun varlığı konusu. Anime öyle bir bitiyorki devamı gelecekmi gelmeyecekmi ne isteyeceğinizi unutuyorsunuz. Çünkü 3. sezon sonunda Yin'e benzeyen bir erkek çocuğu son sahnede uyanıyor. Ve bu uyanış dünya için yeni bir zaman dilimimi oluşturacak anlamıyorsunuz. Hali hazırda hala mangası devam eden bir yapım olduğu için nekadar umutla bekleyeni olsada 3. sezona pek umutlu bakılmıyor.

Bu kısımdan sonrada hayal gücümüz ve varsayımlarımızla başbaşa kalıyoruz. Keşke gerçekten soru işaretlerimiz giderilmiş olsaydı..

10 Ocak 2013 Perşembe

Twitter Zirvesi

Efenim biz bugün birkaç hafta evvel twitterda hepiniz huzurunda gerçekleştirdiğimiz buluşmayı gerçekleştirdik ^^ Ego'nun gelmeyişi her nekadar bizi eksik bıraksada kendisini bol bol anarak günümüzü geçirdik ^^

Öncei gün tipi olmazsa okeydir deyip buluşma kararı aldık. Soğuktan burnumuz düşebilirdi ama en önemlisi yollarda düşmeden yürümekti ve kol kola bir Taksimi karış karış gezdik.

Bırcı'ya kafasında at olan adamla-kanuniyi gösterdim ve yankeelik dediğin buranın yoğurdu Ankara'da yeme diyerekten burada kal temennimin temelini attım ^^

İlk evvela Bunka'ya girmiş olsakta menü-fiyatlar-yemekler konusunda mütabık olamayınca Öz Hongkonglular Et Sarayına gitmeye karar verdik dkjlnfgkjdf





Ben hep kapısını görüyodum buranın ^^ Neyseme küçük bir strateji ile açık büfenin ümüğünü sıkarak masanın ortasındaki döner standı donattık^^ Yemekler baya iyiydi. Sushisi hariç ^^ Mathiyle ekşili-tatlılı tavuğun imanına okuduk ^^ Yediğimiz şeyleri anlamadık çıkarımda bulunduk ama sormaya çekindik ya içinden garipli bişe çıkarsa diye ^^



Efenim Hongkong soguktu ama baya muhabbetin dibine vurduk.. Nasıl tanıştık, neler oldu gibi birbirimizi tanımadan önceki tüm geyiklerden özet geçtik ^^ Evet sendende konuştuk kdjnfkdjf Nasıl istenmeyen kız oldum onu anlattım dlfkjdkfjg

Lavaboya gitme maksadıylan peçete ve yemek çubuğu arakladık. Hatıra olsun diye karvizit ve evlere servis menüsüde aldık ^^ Bide konuşan klozetle tanıştık kjdfnkjlsdfjk

Sonrasında nereye gitcez napcaz derken ben bunnarı zorla uçan eve soktum. Lakin römantik yaklaşımımı sıcak bulmayarak koltuklar çok iç içe deyip beğenmediler ^^ Sonrasında Galata'ya yardırıp gereklişeyler'in dükkanına girdik. Sordum-bulamadım, bulduk beğenmedik derken azıcık sıcak alıp çıktık ^^



Arada tam Eva bi foto dedi o arada Leyla İle MEcnun'daki Hidayet geçti ben tam kimin geçtiğini anlatana kadar gittiydi ama Bırcı bak şu adamdı ^^



Sonra tünele doğru giderken Tranvay adı verilen bi yere girdik ^^ Etrafımızdakilere rahatsızlık vermiş olabiliriz ama kusura bakmayın ilk kez buluştuk olum biz ^^ Çok güldük çok hohoro hihiro olduk^^ Birbirimizin telefon sesinden wallpaperına hallendik-bakındık ^^ Etrafda özgürce Japon-Kore geyiği yaptık ^^


Kısacası unutmayacağımız -tekrarlamaktan çekinmeyeceğimiz bir gün yaşadık ^^ Tarihe not düşmek adına yazıyor unutmamak için vesikalıyorum janlarım ^^

Burdan Bırcı kaarşimin yazısınıda okuyun derim;  Biz birazcık buluştuk da üzerinize afiyet



7 Ocak 2013 Pazartesi

Nice Guy /The Innocent Man (세상 어디에도 없는 차칸남자)

Kang Ma-ru'nun annesi o küçükken ölmüştür ve jigola olan babasının ikinci evliliğinden olan kardeşi Kang Ço-ko'ya bakma yükümlülüğü ile yaşamaktadır. Bunlara rağmen dehası ile ülkenin en prestijli tıp fakültesinde okumaktadır.Kang Ma-ru; kendi mahallesinde yaşayan annesi fahişe ,babası belli olmayan ve abisinin sürekli geneleve satmaya çalıştığı Jae-hee'ye aşıktır. Jae-hee'de tuttuğunu koparan bir tv muhabiridir ve adaletsizlik ve sosyal eşitsizlik gibi konularda çok cevvaldir.

Bir gece Ma-ru eve gelir ve kızkardeşi Kang Ço-ko'nun 38 derece ateşle yattığını görür, panikle kardeşini hastaneye yetiştirmeye hazırlanırken; noonası Jae-hee'den bir telefon alır. Jae-hee telefonda birini öldürdüğünü söylemektedir.

Buraya kadar okuduklarınızla Jae-hee'nin suçu Ma-ru'ya atarak hapislere girmesini sağlayacak ve Ma-ru çıkar çıkmaz intikam alacak gibi bir hisse kapılıyoruz.

Ma-ru olay yerine gittiğinde Jae-hee'nin talihsiz geçmişini ve yaşayacaklarını düşünerek suçu üslenmeye karar verir.Jae-hee istemesede razı olur.

Şimdi normal bir Kore dizisi olsa durum yukarıdaki tahminlerimiz üzerine gelişirdi. Lakin senarist Lee-Kyeong-hee olunca.. Böyle diyince tabi etkili olmadı. Kyeong Hee shi bizim ağzımıza katmer katmer sıçan diziyi yazmış ve güzel son eklemeyi unutmuş bir zalımey. (Bakınız: Sorry,I Love You, A Love To Kill, Will It Snow At Christmas?)

Neyse konu bu zalımeyin kaleminden çıkan bir dizi olunca durum değişiyor.

Dizi ve karakterler çok net. Ma-ru hapse girmesinde çıktığında Jae-hee'nin o materyalist pis dünyaya dahil olduğunu gördüğünde bile it gibi sevmeye devam ediyor. İntikam alsa değişemeyecek olan bu durum için Jae-hee'yi bi süre korumaya bile devam ediyor.

Aslında tüm bu durum boyunca Jae-hee'nin nekadar ileri gidebileceğini ölçüyor.



Normal bir Kore dizisi olsa ilk çeyrekte Ma-ru intikam için Eun-Gi'ye yaklaşır,sonra aşık olur, sonra intikam için yaklaştığı öğrenilir sonrada olaylar yoluna girerdi.

Ama Ma-ru intikam için yaklaştığı Eun-gi'yi ilk çeyrekte sevmedi.

Daha fazla lafı uzatmıyorum. Olağan intikam senaryolarından biraz daha farklı yol izleyen bir dizi. Ma-ru salt intikam alan bir karakter değil. Yer yer Liar Game'deki Shinchi gibi hiç mimiksiz sizi kazandıkmı kaybettikmi hissine kağtırabilir dikkat. Sungkyun Scandal'da izlediğim bebe burda oyunculukta level atlamış iyi yapmış ^^

Romantizm,aegyo gibi şeyler arıyorsanız bu filmde onlarda çok az var. Ama güzel dizi. Farklı bir bakış açısı kazandırır size ^^

Dizi son bölümlere doğru %18 reyting almış Kore için iyi bir ortalama ama hala bir King Baker değil :) Yinede arada soundtrackin ve hikayenin entrikasının sebebbi ile Tak-Goo hissi veriyor :)

Son olarak Park Si-yeon nefretim katlanarak devam ediyor. En büyük antisi oluyorum kendisinin :)

İzlerken yüreklenmeniz açısından bu adam size saçınızı başınızı yoldursada intikamını alacak, mutlu sona ulaşacak ^^
Diziye diğer blogger dostlarımın yorumlarını merak ediyorsanız:

Bez-cadilari: Joong Ki Dediğin Bir Acayip Nice Guy
Sevgili Günlük: Maruşi Ne ''Güzel Adam''Sın





Buyrun Trailer;


6 Ocak 2013 Pazar

Bitirdiklerim,Aldıklarım...

Bu aralar yemeyip içmeyip maaşı kozmetiğe yatırdığım doğru. İhtiyaçla-zevki karıştırıp coştum sanırım ama bugün itibariyle durdurma kararı aldım kendimi :)

En çok Kavacık Gratis'e uğruyorum. Küçük bi Gratisimiz var bizim ama elemanları çok ilgili o yüzden Essence standı olmasa bile her hafta 2 kez gidiyorum :)

Bu ay 4 kere alışveriş yaptım baya bi para bıraktım oraya :)


 Bitirdiklerimle falan karışık yazıcam size :)


 Rossmann'ın Rival De Loop 4'lü kapatıcı paleti. Ben kuzenime aldırdım bunu ama aldırırken yüzüm sorunluydu kullanmaya kalktığımda kapatacak bişey kalmamıştı :) Yeşil kısımın üstüne cam kalemi ile kızarıklık yazdım kızarıklıkar için, pembe kızım sivilce gibi kabartılar için, pudra rengi kısım cilt kusurları için beyaz kısım aydınlatıcı :) Ben aydınlatıcı kısmını baya kaş ve göz pınarları için kullandım dibi göründü^^ Birdaha alabilirim ^^ (5 lira falandı)



  • Deneme amacı ile Maybeline'in BB'sini aldım. Ama hiç beğenmedim. Kapatıcılık sıfır,rengi bile dengelemiyor. 14 lira idi. İsteyene yollayabilirim birkez denedim ^^ 

  • Diadermine'nin cilt temizleme setinden memnun kalınca makyaj temizleyicisinide aldım Gratiste 8 liraydı. Kullanıyorum göz kapaklarımdaki tahriş azaldı ^^ 

  • Tubble Gum efsanem ^^ 

  • Pure Soap; bunuda gratisten aldım yine :) Kalıcılığı az değişik esanslardan oluşan ithal parfümlerdenmiş bu :) Üstüme sıkınca çarşaf gibi hissediyorum kendimi o yüzden yastığa yorgana odama sıkıyorum, temizlik hissi yaşıyorum^^

  •  Cathirine Arley'in efsanevi pudrasından aldım :) Flormar'ın pudra beni zenci gibi gösteriodu ^^




  • Geçen ay L'OReal Elseve'in Yıpranmış Cansız saçlar için olan şampuanını denemiştim. Bu ay kremiyle beraber aldım. Birçok ürünü vardı ama bu iş görür deyip şu maskesini önerdiler ^^ Saçlarım orjinal kıvrımlarına dönüyor. ^^ Artı maskenin kokusuna bayıldım!!




  • Gratiste Diadermine'nin T Bölgesi bandı kalmamıştı bende Nivea aldım. Eğer banyo sonrası gözenekleriniz açıldığında kullanırsanız faydasını görürsünüz. 11 liraya aldım ama içindeki bant sayısı az geldi :( Sürekli kullanımda çok işe yarayabilir ama bunun yerine şu ev yapımı ballı maske daha yararlı oldu bana.Azıcık daha fazla olsa süper olurdu..




  • Bunlar çeşitli dükkanlardan aldığım ojeler.. Pasific,Gabrini ve Orkideler İzmite'e gittiğimde Çarşıdan aldıklarım. Alix Avien T-Shop'tan aldığım, Essence de bizim Gratise gelenlerden ^^ Golden Rose'da aynen ^^




  • 3 Haftadır Balm'ın Schwing Eyeliner'ının bizim Gratise gelmesini bekliyodum. Tester var ürün yoktu sonunda gelmiş bitmeden aldım :) 15.50 fiyatı.Çabuk kuruyor,bulaşmıyor:) Golden Rose Rich Color Lipstickler 6.90 dı iki tane onlardan aldım birde Balm Girls Lipstick 12.50'ydi onuda cukkaladım ^^ Balm'ın rujunun ambalajını sevmedim ama kendisi çokgüzel ^^




  • Renkleride şöyle; (En sağdaki The Balm'ın Ruju) (Ha birde meşhur yağ emici kağıt aldım^^) Golden Rose'un altın rengi simli eyelinerından aldım 12 liraydı ^^





  • Kavacık'ta Watsons olmadığından şu alttaki aşkısını almak adına başka ilçeye geçmem lazım ama home office'in getirdiği üşengeçlikle nasıl olacak bilmiyorum. Maybeline'e 14 vereceğinize bu güzelliğe verin o parayı ondan kat ve kat daha iyi sonuç veriyor. Kapatıcılık ve renk dengelemede gayet iyi. Yazıyı yazdıktan sonra kuzenim arayıp ikinci ürün %50 kampanyası ile bana birtane aldı ^^ Birde benim gibi t bölgesi yağlananlar pudra ile sabitlerseniz sizin için yeterli olur ^^



 Golden Rose'un far paletini aldım ama beğenmedim pigmentasyon ve kalıcılık iyi değil. Bunu aldıktan sonra Lova Beauty'nin satışından aldığım Mac pigmentlerle aşk yaşayarak bunu unuttum hatta. 16 liraydı,keşke almasaydım :(



  • Bu alttaki Kore güzelleride Gratise gelmişlerdi.. Üsttekiler Salyangoz maskesi 2 aşamadan oluşuyorlar. Üstte serum resmi olan parçası koparıp içindekinin yarısını cildinize yediriyorsunuz sonra alttaki kısımdan kağıt maskeyi yüzünüze kapatıp 15-20 dakika bekletiyorsunuz. Maskeyi kaldırdıktan sonra kalan serumu yüzünüze yedirip durulamıyorsunuz.Ben aydınlık vermesi için almıştım çok bir etkisini göremedim.

  • Alttaki 2 maske ise Oksijen maskesi olarak geçiyo. 2 kullanımlıklar. Maskeyi kuru ciltinize yayıyorsunuz bir süre sonra o köpürünce ılık su ile masaj yaparak temizliyorsunuz. Bu maskeler sonrası cildimde 4 tane sivilce çıktı. Aylardır Diadermin'le sağladığım istikrar bozuldu :( O yüzden yağlı cildi olanlar uzak dursunlar. 

  • Fiyatları 1.99 du bunların.

  • Merak edenler için iki maskede Adwin adlı bir kore markasına ait. Sitesi için tıktık



Bu yazıyı bayadır taslaklarda bırakmışım umarım keyifle okursunuz ^^




Ev Yapımı Makyaj Sabitleyici ve Aspirinli-Ballı Maske

Makyajınızı yapıyorsunuz ama birkaç saat sonra yerinde yellermi esiyor? Durun! Korkmayın!! Bi çaresi var!!

Neyseme reklam gibi devam etmicem :) Efenim birçok markanın makyaj sabitleyici spreyi siz conconlar için üretilmiş durumda. Lakin benim gibi makyaj malzemesine para yetiştirip, sabitleyici kısmında cüzdanın dibine gördüyseniz yanaşın :) Size sıfır maliyet bir tarif veremesemde piyasadaki sabitliyecilerden daha ucuza mal edebileceğiniz bir tarif vereceğim.



  • Öncelikle bir adet salatalığı rendeleyin ve sıkmak mıncıklamak sureti ile suyunu elde edin. 
  • Bir adet mineralli maden suyunu bir bardağa boşaltıp gazının çıkması için bir saat kadar bekleyin.
  • Bir bardak yeşil çay demleyip %75'ini içip kalanını soğmaya bırakın  ^^



  • Eczaneden bir şişe gliserin alın. (35 grlık damlalıklı 8 liraydı. Bundan en az 20 sprey çıkar)
  • Birde cilt tipinizin durumuna göre bir yağ seçin. (10 liraya Gratisten aldım siz lavanta gibi değişik esanslarıda tercih edebilirsiniz)



Şimdi efenim bir spreyli boş şişe buluyoruz. Boş şişe olmayanlar Gratis'ten yada Watsons'tan seyahat refilllerinden alabilirler. Öncelikle 12 damla gliserini şişeye koydum. Eğer cildiniz kuru ise 15 damla civarı kullabilirsiniz. Şişenizin büyüklüğüne göre bir oran oluşturabilirsiniz. Sonrasında 3 damla limon çekirdeği yağı koydum buda spreyin uçuçuluğu sağlamak içindi. Böylece hafif limon esanslı bir spreyim olacak.Sonrasında salatalık suyu ve yeşil çayı koydum. Salatalığın cilde yararı tartışılmaz elbette benim gibi yağlı cilde sahipler yeşil çayı kullanırlarsa iyi olur cilt kuru yada normal olanlar yeşil çay yerine gül suyu kullanabilirler.. Şişemin ağzını kapatıp çalkaladım :) 

Homejen yapıda durmayan bir spreye sahip olabilirsiniz. Kullanmadan evvel homojenize edip 15 cm uzaktan sıkarsanız güzel olacaktır. İçindekileri düşünüp gözünüz açık sıkmayın birde :)

Ben çok yağ kullanmadığımdan homojenizasyonu bozulmuyor. 



Birde bu sıralar cildimi temizleyen evde yaptığım bi maskeden bahsedicem;


Bir defalık maske tarifi şu:

  • 3 Adet Aspirin
  • 1 Çay Kaşığı Bal

Aspirini toz hale getirip balla karıştırıyoruz. Eğer amerikan apirini kullanıyorsanız bir damla su katmanız ayrılması için iyi olacaktır.

Ben maskeyi 5 defalık hazırladım haftada iki kez uyguluyorum. Yağlıdan karmaya dönük bi cildim var yer yer bazı yerlerde kuruma bile yaptı bu maske :)

2 haftadır kullanıyorum çenemle dudağım arasında bulunan minik yağ butoncuklarını ortadan kaldırdı. Aslında çok görünmüyorlardı ama o bölgeyi gerince orda bir beze ordusu var gibiydi. Nivea T Bölgesi bantları bile işe yaramamıştı ama bu maske işe yaradı.

Maskeyi 15-20 dakika cildinizde tutup sonra isterseniz hafifçe ovalarak peeling olarakta kullanabilirsiniz. Yağlı ciltlere şiddetli tavsiye ^^

Görüşmek üzere! ^^