29 Aralık 2013 Pazar

White Christmas/ 화이트 크리스마스



Susin lisesi en başarılı öğrencilerin izole bir çalışma ortamında şehirden ve insanlardan uzak bir dağdadır. Öğrenciler Noel öncesi 10 günlük tatil hariç bu okuldan çıkmamakta ve ders çalışmaktadırlar. O yüzden Noel arefesi kimse okulda kalmıyordur.

Fakat 7 öğrenci ve sorumlu öğretmen Noel öncesi aldıkları bir mektupla öldürecekleri tehditini alınca birbirlerinden habersiz Noel'de okulda kalmaya karar verirler. Bu 7 çocuk ve öğretmen arasında ortak nokta kimdir ve kim onlardan intikam almak istemektedir? Peki sadece bu gizemi çözmek yetecekmidir? Dışarıdan gelen misafirleri ağırlamak mümkün olacakmıdır?

Açıkcası spoiler yemeden heyecan kaybetmeden izlemeniz gereken bir dizi. Realite süzgeçinden geçirmeyin. Kurguya bırakın kendinizi bazen saçma desenizde kurgu güzel ilerlerdiğinden boşverebilirsiniz.


Dizide genel olarak sorulan bir soru var; insanlar canavar mı doğarlar canavar mı olurlar? İşte bu gençler,öğretmen ve okula gelen misafirler arasında geçecek bu hayatta kalma savaşında bu sorunun cevabı; geçmişleri,ailevi yaşantıları ile cevaplanacaktır.

Ekleme: Korea-fans'ta yazılan konu yalnıştır bu arada. İlk burdan okumuştum kafanız karışmasın..

Karakterlerin hepsi çok oturmuş,sound-sahne uyumu mükemmel,psikolojik geçişler-senaryo akışı falan hepsi mükemmel. Süper bir gerilim o yüzden çok yazıp gölge etmek istemiyorum gençler ^^ Trailer:


25 Aralık 2013 Çarşamba

Who Are You?/후아유 (2013)



Dedektif Yang Si-on 6 yıllık bir koma süreci sonrası, uyuduğu uykudan mucize eseri uyanmıştır. Hayatındaki herşeyi hatırlamasına rağmen komaya girdiği gece ve o gecenin aktörü olan kişileri hatırlamamaktır. 6 yıl öncesinde efsane bir dedektif olsada artık polisliğe daha durgun olan kayıp eşya merkezinde devam etmek istiyordur. 6 yıllık uykusunun hediyesi olarak  Yang Si-on ruhlarıda görebiliyordur ve onu kayıp eşya merkezine çeken birşeylerin olduğuna inanmaktadır.





Dedektif Cha Gun-Woo özel suçlar biriminde işlediği bir hata sonucu kayıp eşya bürosuna yollanmıştır ve meziyetlerini burada kullanamadığı için dert yanmaktadır. Mucizevi şekilde uyanan Şef Si-on ile çalışma şerefine nail olacaktır.



Diziyi özetinden çıkaracağınız üzere 2013'ün bomba yapımı Master's Sun'a benzetebilirsiniz. Who Are You 1 ay önce başlamış olsada bitiş tarihleri neredeyse aynı. İki diziyide izlemiş biri olarak bu dramaları biraz karşılaştırırsak:




  • Master's Sun'da Joong Won Gong Shil'e başlarda inanmıyordu. Sonrasında kendi özel meselesi ve ayrıntıları nedeniyle inanmaya başladı. Who Are You'da da böyle bir ayrıntı var. 
  • Biraz irdelersek Master's Sun'da konu biraz daha kişisel meseleler üzerine işleniyordu, Who Are You'da genelden özele giden criminal vakalar var. Puzzle'ın parçalarını dizi boyunca birleştiriyorsunuz.
  • Master Sun'daki Gong Shil'in Joong Won'a dokunduğunda hayaletleri görmemesi ayrıntısı burada yok. Gayette ana karakterler hep birlik hayaletlerle gezdiler.
  • Master's Sun'daki hayaletler ürkünçlük bakımından biraz komiklerdi. Who Are You bu konuda daha iyiydi çünkü abartılı göz makyajları soldurmalar yoktu. Ama Master's Sun'daki gibi hayaletler ilk konuşma sonrası yada sorunlarının çözülme aşaması kaydedilirken daha iyi görünmeye başlıyorlardı sanırım bu Kore'deki hayalet inancı ile alakalı bir durum.
  • Master's Sun'da Gong Shil uyku uyuyamıyor normal hayatını ilerletemiyordu. Dedektif Si-on bu konuda daha dirençli bi karakterdi.

Dizi 16 bölüm 45'er dakikalık bölümlerden oluşuyor. Tvn'in dizilerinde genelde reklamlarıda izlediğimizi düşünürsek ,özetleride çıkarırsak 30 dakika gibi bir zaman ortaya çıkabilir. Ben 2-3 günde bitirdim. Sıkılmadan ilerledim. 

Dizi'nin Master's Sun'la aynı zaman diliminde yarışması biraz kötü olmuş olmalı ama açıkcası izlerseniz iyi olur diye düşünüyorum :)

Çok polisiye izleyenler benim gibi katilleri ve suçluları şak diye bulacaklardır elbet ama mekanlar olay örgüsü vs güzel... Zaman kaybetmezsiniz açıkcası ^^ 


İzlemek istemeyenler için bu fotoyuda eklemek istedim :P





2 Aralık 2013 Pazartesi

Aldıklarım-Denediklerim #3

Geçen gün eve doğru yürürken yeni essence standı kurulmuş mu diye bizim fırsat ürünleri mağazasına gittim. Lakin essence standını aynı şekilde duruyor görünce biraz etrafa bakınayım dedim. Farmasi gibi katalogla satılan ürünlerde vardı mesela bakınırken şunları gördüm:


Morfose markasını hiç duymamıştım daha evvel. Eve gelip aradığımda daha çok saç bakım ürünlerinin ünlü olduğunu gördüm. Biraz değişik bi deneyim oldu ama yazayım yinede dedim:

Morfose Peel-off Mask Lemon Cake: Daha evvel sıkca Rossmann'ın Peeloff'unu kullandığımı dile getirmiştim. Son alışverişimde ambalajının ve içeriğinin biraz değiştiğini görüp üzüldüm. Sonra içimden keşke bunu tek kullanımlık değilde tüpte satsalar demiştim. Morfose'un ürününü görünce bi deneyeyim dedim ve 5.50 TL'ye aldım.

Yorumlarıma gelecek olursak; peel-off olarak başarılı bir maske. 15-20 dakika bekledikten sonra zahmetsiz ciltten soyulabiliyor. Ama maske ile alakalı çok büyük bir sorun var ki sizi kullanmaktan soğutabilir. Bana alerji vs yapmadı. Gayet iyi lakin; maskede o ambalajdaki lemon cake kokusu asla yok. Yüzüme evde platik leğen eritip onu sürdüm falan sanabilirdiniz. Burda daha garip olan kısım ise bu koku kapaktanmı geliyor maskeden mi anlayamadım. Kapakta kalitesiz plastik kokusu buram buram vardı. Maskeyi sürünce bu koku geçmedi. Bu koku hadisesi olmasa ebedi kullanabilirdim kendisini.. Ambalaj kalitesi ile kaybetti açıkcası.

Birde bu maskeyi official sitesinde 8.00 tl'ye bazı sitelerde ise 18.50 gibi uçuk bir fiyata gördüm. Ben 5.50'ye aldım ama birçoğunuz test etse bu paraların hiçbirini vermeyebilir.

Bu güzelim maskeyi hiç etmeyin ne olur sahibisi amcalar. Şunu adam akıllı bi ambalajda muhafaza edin.. :(

Morfose Face&Body Scrub: Evde yoktu scrubımız ee hadi bunuda deneyim dedim. 4.75'ti ambalajıda çok kaliteli bir ürünmüş gibi gösteriyordu. 

Yukarda bahsettiğim plastik kokusu bu üründede var. Böğürtlenli yoğurt kokusu okadar azki bu kokuyu bastıramıyor. Ama peeling yumuşacık. Taneleri iri olmasına karşın içinde bulunduğu jel birçok bitki yağı ile dolu ve scrub bitince cildiniz yımışacık oluyörrr ama :)

Ayağınızada kullanın mesela çogzel oluyoo :)


Franziskus Latschenkiefer Fußbalsam: Gratisten bu kocaman şeyi 2 liraya aldım. Öncelikle nemlendirmesi yumuşatması fevkalade ama ayağınız çam ormanı gibi kokuyor. Babaannemin ayaklarınada sürüyorum yatarken onun ayakları zımpara gibi onu bile yumuşatmaya başladığı için gözüme girdi. Tavsiye ederim ama kremi sürdükten sonra eli yıkamaka şart ^^

Rossmann Fush Wohl Fuss Balsam Geyik Yağı : Rossmandan 2 lirayada bunu almıştım. Lakin bu kremin yapısı daha katı olduğundan ayağınızı nemlendirmesi daha az. İçindeki yağ miktarıda az. Gramajı düşük ama en büyük artısı kokusu daha katlanılabilir. 


Rebul'un kolonya ambalajlarını çok sempatik buluyordum geçende seyahat boylarını görünce deneyeyim deyip aldım bulduklarımdan. Öncelikle kolonyası çok kaliteli. Geçen konferansta uyumıcaz diye döküp döküp koklayınca yarıladık şişeyi.. Saç kremi ve şampuanınıda aldım ama büyük boylarını ne gratiste nede Rebul'un sitesinde gördüm memnun kalırsam bulamayıp üzülücem sanırım :( Esansları mikemmel!



Gratis'e özel ithal maskelerden deneyeyim dedim. Hanbang Meln Cosmetic Kore'den ithal miş.. Bakalım Aloe Vera'dan umutluyum^^


Arko Nem El Kremi ne mükemmel bişeymiş! Ofiste Rossman'ın kremini,Gratis'in Benrisini Dove Nivea birsürü şeyi denemiş biri olarak el kreminde gurum-ulu manitum budur!




Spora giderken o bu derken çantam doluyo taşıyor diye küçük bir el kremi aldım. Arko Nem bulamayınca nivea aldım. Gerçi annem göz koydu ama olsundu :) Essencelere gelince ruja bayıldım nemlendirmesi çok iyi kalıcılık orta, essence lip balmda ortalama ama iyi :)




2 Kasım 2013 Cumartesi

Aldıklarım-Denediklerim #2



1-Down Under Naturals: Şampuanları daha evvel görmüştüm ama fiyatları tuzlu gelmişti. Bu ara saçım öyle dökülüyorki artık onlara bakmalıyım diye düşünüyorken Watsons'ın efsane indirimi ile aldım kendilerini. 10 lira civarı birşeydi.Kokusu muhteşem.Saçlarım şekline oturdular. Bakalım düzenli kullanımda neler olacak. Kreminide alacaktım ama malesefki yoktu Cevahir Watsons'da...

2-Watsons Avakadolu Saç Maskesi: Gene ballısı yoktu. Arpa resmi olanla güllüsü vardı. Güllüsü daha evvel kullanmıştım ama çok bi etkisini görmemiştim. Avakadoluyu aldım akşam saç diplerime yaptığım serumla beraber saç uçlarımda uyguladım. Biraz yumuşaklık ve kolay açılma sağladı. Kokusu mikemmel ama böyle efsane diyemem. Birde Watsons şahane indirim yapsada kendi ürünlerinde çok düşmemişti. Çünkü bi ara bu maskeleri 5.99 a indirdiklerini biliyorum ama bayadır 8.99 aşağı inmiyor :(

3-Down Under Onarıcı Serum: Merve'nin ofiste sürekli saç serumu fıslatması ile özenip aldım desem yeridir. Güzel nemlendiriyor sevdim sabahları bi fıslatıyorum ehehe ^^

4-Blefaroshampoo: Kendisi kirpik ve göz kapağı dezenfektanı. Doktorlar makyaj temizleme içinde öneriyormuş diye duydum. Aradım taradım lens kullananların hijyen sorunu için iyi olduğunu duyunca eczaneden istedim. 18 lira civarında ama gözler önemli biliyorsunuz ki. Makyajı tek seferde çıkartıyor. Birde lensler yüzünden oluşan çapaklarımı siliyorum kendisi ile.

5-Essence Ruj (12-Sparkling Miracle): Bizim semtteki Essence satan Kovalayakala.com'un mağazasına gittim. Ordaki bey essence hakkında sürekli bana soruyor istediklerini söyle vs diye. Birdahaki hafta çok büyük stand gelecekmiş bakalım :) Bu hafta bu ruju aldım. Koyu renk rujum pek yoktur ama bunu sevdim :) Kalıcılığı fena değil. Gün içinde birkez tazelemek lazım. Nemlendirmesi süper ^^^

6-Essence Kiss Care Love (03 Frutiylicious): Lipbalm hastası oldum sanırım. Güzel sedefli bir görünümü ve meyveli kokusu olsada nemlendirmesi iyi değil hayal kırıklığı yaşadım..

7-Watsons Aseton: Kullanmaya çalışırken şişenin üst bitim kısmında yanlamasına kesik olduğunu ve aktığı farkettim. Okadar kötü kokuyorduki tahammül edemedim. Sanırım bozuldu. Yada ben taşırken patlattım bilmiyorum kullanamadım döktüm :(

8-Signal White Now: Ofiscek kullanıyoruz ^^

9-Dalin Sabun: Dove yerine bu ay bunu alam dedim ^^


10-Activex: Merve'nin 6 liraya aldığı şeyi 3'e almam hadise oldu ama :) Olsundu! Severek kullanıyoruz :D Teşekkürler Watsons!


11-Bepanthen ve Evigen: Watsons'dan aldığım sprey şişeye birer ampul kırıp üstüne tatlı badem yağı ekledim. Saçımı yıkayıp saç diplerimi temizledikten sonra saç diplerime bu kürü sıktım. Ve uçlarına avakadolu maskemi sürdüm ve sarıp bir saat bekledim. Dökülme azaldı gibime geliyor denemeye devam bakalım ^^

12-Lens kutuları: Osmanbeyde satın almaya çalışırken bana hediye geldiler. Sonunda fazladan kutum var temiz temiz kullanıyorum :D



Cilt Bakımı Rutinlerim

Lise bittiğinde dershane yıllarında alnım mayın tarlası haline gelmiş ergenliğin bütün belirtilerini gösterir hale gelmiştim.Alerjilerim nedeniyle her kozmetik dükkanı danışmanını uyarmam nedeniyle hepsi beni hassas ciltli ilan etmiş ve verdikleri ürünlerden zerre fayda görmemiştim.

Hassas cilt ne demek tam olarak anlamış değilim ama ben yağlı bir cilde sahip olduğumu makyaj yapmaya başlayalı öğrendim ve bunu öğrendiğimden beride cildimde temizlik ve pürüzsüzlük adına bir istikrar sağladım.

Öncelikle makyaj yaptığım günlerde temizlemek konusunda obsesif davrandığımı belirtmek isterim. Makyajı sildikten sonra 3-4 temizleyici ürünle yıkıyorum. Ama makyaj yapmadıysam sadece 2 temizleyicimi kullanıyorum.

Kullandığım Temizleme Jelleri




1- Diadermine Essential Care Dengeleyici Yüz Yıkama Jeli: Efenim kendisiyle tanışmam Üsküdar Rossmandaki bir danışman sayesinde oldu. Bilgili danışmanın azlığı malum buna rağmen çok şanslıyım :) Bu jel benim olmazsa olmazım. Makyaj yapsamda-yapmasamda düzenli kullanıyorum kendisini. En ucuza 6.50 TL gibi bir fiyata buluyorum ozaman 3-4 stokluyorum. Ama genelde 10.95 gibi bir fiyata bulabilirsiniz.

2-Diadermine Essential Care Derinlemesine Temizleyici Yüz Yıkama Jeli: Yukardaki jeli kullanıp aşık olunca bir de alternatifim olsun deyip bu seriden diğer jeli denemek istedim. Farkı çözebilmek adına bir süre tek başına kullandım. Ama Dengeleyici Jel kadar etkisini göremedim. Fakat 35 yaşlarında 2 çocuk sahibi kuzenim köyde bu jeli bende görüp 2 kere kullandığında dahi siyah noktalarının azaldığını söyledi. Bende aşırı derecede siyah nokta yok. Bu jeli makyaj yaptığım günlerde kullanıyorum; gözenekleri açmak,arındırmak için. Fiyatı diğer jel ile aynı.

3-Pure Beauty Süper Brightening Yüz Temizleme Köpüğü: Natulius avmdeki Watsons'daki satış danışmanı kocaman granülleri olan bir peeling diye satsada aslında hiç öyle olmayan ama mükemmel diyebileceğim bir temizleme köpüğü kendisi. Aslında yapısı köpükte değil ama olsun şimdi ne diyelim :) Kendisinin amacı ciltteki lekeleri-renk farklılıklarını gidermek.Bu jeli kullanmadan evvel alnımdageçmişten gelen kırmızılı kahveli lekelerim vardı gittiler sağolsunlar. Yine dudak çevremdede bulunan sivilce lekelerinide kaybetti. Makyaj yapsamda yapmasamda düzenli kullanıyorum kendisini. Birde yüzümün yağ dengesinide düzenlediğini hissediyorum. Ben 14.90 a 125ml lik almıştım 9 ayı geçmiş olması lazım ama hala bitmedi :)

4-Tatlı Badem Yağı: Göz makyajımı temizlemek için kullandığım yağ kendisi. Bir damla bir göz kapağını temizlemeye yetiyor. Artı bir aydır uygulamama rağmen kirpiklerimin uzadığınıda görüyorum. Eskiden makyaj silerken kirpiklerim birbir düşerdi. Şimdi ise yeni kirpiklerim bile çıkıyor :) Makyajımı -yüzümü iyice temizledikten sonra pamuklu çubukla hafifçe kirpik diplerime sürüp öyle yatıyorum hem temizleme hem bakımı çok güzel hallediyor kendisi. Bazı Dıy projelerinde Badem Yağı-Gül suyu gibi karışımlarla göz makyajı temizleme ürünü üretenler gördüm. Hatta Michelle Phan bile makyajı saf zeytinyağı ile temizliyor. Lakin ben karışımın tazeliği bozulması gibi konuları düşünüp cam şişesinden karıştırmadan kullanmaya devam ediyorum. Göz makyaj temizliyicileri düşününce en sağlıklısı-ucuzuda bu gibime geliyor.

Temizledikten sonra yüzümü kağıt havlu ile kuruluyorum. Evdeki havluların hijyeni zor olduğundan bütün temizliğinizi heba etmemeniz için bu hususada dikkat edin derim.



Temizleme Sonrası Kullandığım Bakım Ürünleri:




1-Noviderm Isoteliale Isotonic Cleansing Water Temizleme Suyu: Bu ürün bana dolaylı yoldan numune olarak geldi. Tek başına temizleme yeteneği yok bence çünkü direk makyajımı sildiğim zamanlarda sivilce vs. yaptı. Makyaj temizleme sonrası yüzümü dinlendirirken kullanıp temizlediğimden emin oluyorum. Fiyatı 36 tl gibi birşey ama açıkcası para verip almam.

2-Pure Beauty Süper Brightening Tonik: Temizlikten sonra dinlenen cildime bu toniği uygulayıp 3-4 dakika tammen emilmesini bekliyorum. Bunuda 15 TL gibi bir fiyata almıştım buda jel gibi 9 ayı geçmesine rağmen hala bitmedi. 

3-Pure Beauty Süper Brightening Gece Kremi: Tonik emildikten sonra gece kremimi sürüyorum. 21 liraya almıştım alalı 2-3 ay ancak oldu ^^ 

4-Pure Beauty Süper Brightening Intensive Serum: Göz çevrem için serinin diğer ürününü almaya gidip Watsons danışmanına birkez daha güvenerek hata ettim. Buyakadaki danışmanın yanlışlıkla göz kremi yerine yoğun bakım serumu verdiğini eve gelince farkettim. Neyse gece kremini sürdükten sonra bunuda sorunlu kısımlara sürüyoruz. Fiyatını hatırlamıyorum :) Güzel ve faydalı bir bakım ürünü. 

5-Danahan RGII Skin Toner: Kore'den gelen ürünlerden biri. Şişesi çok sert ve akıtma gibi bir durumunuz yok içine pamuklu çubuk sokarak ürünü alabiliyorum. Şişesi çok kötü olmasına rağmen esansı ve sürüm sonrası hissi doyumsuz. Temizlik rutinim sonrası birgün Pure Beauty setini birgün Danahan'ın Skin Toneri ve Emulsiyonunu kullanarak dönüşümlü bitireceğim.

6-Danahan RGII Emulsion: Şişesi diğer ürün gibi. Bu kremide sevdim,kendimi mutlu hissetmemi sağlıyor. Birde bu ürünler kutuda 30ml lik şişeler halinde. Sanırım açılınca bozulmasın gibi bir mantık üretilmiş. Şişesi daha kullanışlı olsaydı ne olurdu ha :(


Haftalık Maskelerim:

1-Rival De Loop Peel-off Maske: Michelle Phan'in yağlı ciltler için peel-off kullanmalılar önerisi sonrası buldum kendisini. 2 lira gibi güzel bir fayata ben aldığımda 5-10 tane alıyorum. Bir maskede 2 poşet var ama yüzünüz çok büyük değilse her poşetten 2 maske bile çıkarabilirsiniz. Göz etrafına sürerken dikkat çok yaklaştırmadan sürmeli-gözlerinizi yaşartabilir. Küçük sarı tüylerinize epilasyonda yapabilir :) Ama o gözenekleri boşaltma yağlı alanları rahatlama hissini tarif edemem ^^ Bunun böyle kavanozudur sıkmalı poşetidirne bileyim büyük boyu çıksın bence :)

2-Rival De Loop Temizleyici Maske: Bu maskeyi denemek için almıştım. 2 li poşette yine ve bir poşet bir kullanım için çok fazla. Çok sık değil haftalık kullanırsanız böyle duru bir temizleme hissi veriyor. Kokusuna bayılmıştım. Yalnız bu maske Rossmanda daimi olmuyor. Ona üzülüyorum. 2 lira falandı fiyatı yamulmuyorsam.

3-Rival De Loop Hydro Maske: Kullanımına özen gösterilmesi gereken bir maske. Yoğun nemlendiricili olduğundan kuru bir cilde ahip değilseniz dikkat edin. Fazla miktarda,iyi temizlenmemiş cilde kullanmak size sorun çıkarabilir. Ben aldığımda azar azar kullanıyorum.

4-Watsons Kağıt Maskeler: Çok ahım şahım faydalarını görüp görmediğimi idrak edemesemde bayılıyorum kendilerine. Eskiden çok çeşitli değillerdi ama şimdi her alışverişte ay şundan bundan derken 12 çeşit alıyorum neredeyse :) Bird's Nest,Green Tea ve Kore üretimli maskeleri favorilerim. Onları her ay kesin alıyorum.

5-Ev Yapımı Ballı Aspirinli Maske: Bunu her hafta yapıyorum. Hem peelind ihtiyacımı hem sivilcelere karşı sterilizasyonumu sağlıyorum.Diadermine'in arındırıcı peelingi,Watsons peelinglerini zamanla kullanmış olsamda en iyisi bu bence. Artı peelind ihtiyacı duyarsam temizliğimi yüz fırçamla yapıp bu ihitiyacı giderebiliyorum.


Londra'da bir Türk Kızından ayrıntılı dinlemek isterseniz: 




6-Yumurta Maskesi: Gene Youtube Gurusu Michelle Phan'den öğrendiğim bir maske bu. Önce yumurta akını köpürtüp köpüğünü yüzümüze sürüyoruz ve bir müddet sonra kuruyup cildi gerince yumurta sarısını sürüyoruz. Sonra gözeneklerim bol olduğu kısımlara buzla masaj yaptıktan sonra maskemizi temizleyip fazla yumurtamızı pişirip yiyoruz ^^ Gözenekleri küçülttüğüne inanıyorum :)




7-Domatesli Şekerli Peeling: Efenim tam olarak peeling işlemimi bilmiyorum ama gene Michelle Phan'den öğrendik. Bir domatesin üstüne şekerimizi döküp yüzümüzü ovalıyoruz kendisiyle. Buda rahatlatıyor :)




8-Ev Yapımı Salatalık Pedleri: Evde salatalıkları rendeleyip yuvarlak pamuk pedlerimizi bu suya batırıp buzdolabı poşetine sıra sıra diziyor buzluğa atıyoruz. Haftada bir çıkarıp gözlerimizin üstünde 15 dakika bekletiyoruz. :) Buda Michelle Phan tavsiyesi ^^





Temizliğimizi maskelerimizi yapıyoruz. Kağıt havlu anektodu yanısıra şunları eklemem gerek:

-Ellerinizi ve yüzünüze sürdüğünüz tüm nesneleri düşünüp temizliğine özen göstermelisiniz. Ellerinizi antibakteriyel sabunlarla yıkarken tırnak aralarını ihmal etmeyin. Zira en kötü izler tırnakla aşındırılarak enfeksiyon kaptırılan sivilcelerden geriye kalıyor.

-Yüzünüzü sürdüğünüz havlu ve yastığın temizliğine dikkat edin.

-Makyaj fırçalarınızın temizlenme periyoduna dikkat edin. Ben artık lens kullandığımdan eyeliner fırçamı her kullanım sonrası yıkıyorum. Eskiden activex(protex vs)-yüz yıkama jellerim ile temizlediğim fırçalarımı şimdi birde lens solüsyonu ile duruluyorum.

-Makyaj ürünlerinizi kullanmadığınız vakitlerde kapalı olmasına gayret edin.








27 Ekim 2013 Pazar

The Railroad - 경의선 (2006)

Kim Man-Soo işini severek yapan bir vatmandır. Hayatı tek düze olmasına rağmen huzur içinde yaşamaya devam ediyordur. Babası ile yaşayan Man-Soo'nun hergün seferleri arasında yüzünü güldüren tek kişi en sevdiği dergiyi ona getiren kadındır.

Fakat birgün öyle bir olay olurki Man-soo'nun tek düze hayatı ve sevdiği işi onu boğar. Man-soo karlı bir kış günü izin alır ve düşünmek için kendinden ve gerçeklerden uzaklaşmaya çalışır.

Lee Han-na Alman edebiyatı üzerine doktora yapan part time öğretmenlik yapan bir kadındır. Arkadaşları ve ailesinin evlen baskıları nedeniyle, ve iş hayatındaki başarısızlık nedeniyle kendini yararsız hissetmektedir. Doğum gününü profesör olan sevgilisi ile kutlamak isterken tüm planı profesörün eşi tarafından bozulur. Han-na gerçeklerle yüzleşmek ve kendini bulmak zorundadır.

İşte bu iki insan karlı bir gecede bir trenyolunda kar nedeniyle mahsur kalıp sabahı beraber çıkarmak zorunda kalırlar. Bakalım tek bir gece bu iki kişinin hayatını değiştirebilecek midir?


Film nekadar sıradışı olmasada mekanlar ve produksiyon seçimleri ile gayet kaliteli bir yapım.

Filmde anlatmak istenileni anladığımı düşündüğümü hissettirdi bana ^^



3 Ekim 2013 Perşembe

Acuvue Oasys & Bio True


Lisede çok kitap okuyuşumdan ötürü gözlerim bozulmaya başlamış ilk olarak 0.50 -0.25 miyop bir ergen olarak gözlük konusuna el atmıştım. Küçükken herkes gözlük takmak ister ya işte o ilk günlerde sevdiğim gözlüğümden zamanla tiksinmeye başladım.

Ben lisedeyken lens teknolojisi gelişmemişti. Üniversiteye geçtiğimde gözlüğü zorunlu haller dışında kullanmamaya gayret ettim. Zamanla göz numaram 2.25 -1.75 olmuştu. Artık birçok durumda gözlük takma ihtiyacı hissetmemle lens denemeye karar vermemin zamanı gelmişti.

Birinci aşamada babamı ikna etmek vardı. Zira kendisi sürekli belgesel izlediğinden lenslerin zararları konusunda epey bilgi sahibi olmuştu. Ama zor da olsa ikna edebildim.

Sıra lens için muayeneye geldi. Şişlinin ileri gelen hastanelerinden birine gittim. Ben bekliyorum ki göz sıvısı ölçülsün,retina çapı bakılsın doktor tavsiyede bulunsun vs.. ama yok.. Dedim doktor bey lensi tavsiye eder misiniz sakıncaları neler? Doktor ''Lense karşı gelmek bilime karşı gelmektir evladım tabiki kullan'' dedi.

Neyse Atasun'a gittim lens reçetem için. Açıkcası çok tatmin edici cevap vermiyorlar. Lenslerimi almadan önce stajyerlerimden biriyle uzun uzun konuşmuştum o da lens kullanıcısı diyerek. Neyse Elçin'le lens takmayı öğrenecektim ^^ Zira takmayı çıkarmayı hallettimde. Ama birçok kişiden okadar çok tavsiye aldımki yazayımda sizlerde bilin istedim ^^

Şimdi öncelikle ilk dikkatli olmanız gereken konu lenslerin hijyeni. Sonuçta elimizle gözümüze soktuğumuz bir materyal olduğundan elimizin temizliğine çok dikkat etmemiz lazım. Lensleri takmadan evvel lens kutumuzun kapağını açıyor ve doğruca ellerimizi yıkayıp kağıt havlu ile siliyoruz. Ellerimizi antibakteriyel bi sabunla temizlememiz önemli. Ve klasik havluları tercih edersek çeşitli lifler ve ıslak havlu kumaşında üreyen bakterilerle mikrop kapma riskimiz artar. O yüzden kağıt havlu kullanıp riski en aza indiriyoruz.

İlk taktığım gün tırnaklarım ile lensi biraz zedeledim sanırım. Alışana kadar tırnaklara veda etmek gerekiyor. 

Lensler 6 aylık. Kullanım talimatında 15 günlük yazıyor. Forumlarda okudum takıp bir ay çıkarmayanlar varmış. Ama ben işyerindeki küçük kestirmelerim dışında lensle uyumuyorum. Mikrop kapma olasılığımı en aza indirgemek adına. 
Birde gözlerim kurumasın diye evde de gözlüklerimi takıyorum. Haftanın 3-4 günü lensimi kullanıyorum.



Lensleri kullanmadığımız zamanlarda içinde tuttuğumuz solusyon ve kutu hakkında duyduklarımı yazayım size. Ben Elçin'in tavsiyelerini dinlemiştim ilk olarak. Lensimi taktığım zaman boyunca kutuma solüsyon koyup yanımda tutuyorum. Ama sürekli içinde solüsyon olan kutu ıslak kaldığından mantar oluşabiliyormuş. O yüzden sabah lensimi taktıktan sonra lens kutumu solusyonla temizleyip kuruladıktan sonra camı açıp açık havada bir 30 dakika tutuyorum. Şimdi ilk kez solusyon aldığımdan ikinci bir lens kutum yok ama ikinci lens kutusu bu mantar olayından kurtulmak adına en rahat çözüm.

Ben 3.25-3.25 miyopum. Ve lens olarak Johnson&Johnson 'dan Acuvue Oasys'i seçtim. Solusyon olarak Bio True aldım ama Elçin bana Solo Care'ide tavsiye etti.

Sizler hangi lensleri ve solusyonları tercih ediyorsunuz? Sizinde lens taktığınız günlerde gün içinde çapak oluşumunuz oluyormu? Bir çözüm ürettinizmi?  Birde hava nemlendirici gibi cihazlar sizin lens kullanımızı iyileştirdi mi (kullanan varsa) ? Kullanırken özellikle dikkat ettiğiniz hususlar neler merak ediyorum.. +_+

8 Eylül 2013 Pazar

Olimpiyata Koyim, Musicbank'e Bişey Olmasın!

Evet değerli okuyucularım,arkadaşlarım. Bugün zıplamaktan haşatı çıkmış yağmurlu bir İstanbul pazarında bu yazıyı yazıyı olmak bitmiş olmama rağmen enerjim varmış gibi mutlu hissettiriyor.

Bileti alırken tam kararsızlık-deneyimsizlik sonucu platinum almıştık ama oraya gidince anladımki vip alsam inanın çok daha güzel olurmuş.



Nerden başlasam bilemiyorum o yüzden anlatış tarzımı mazur görün ^^


Cuma günü işe geç gittim çünkü gözlerim 2.25e 1.75 miyoptu ve gözlükle konsere gitmek istemiyordum. Yıllardır korkup ertelediğim lens alma işi için koştura koştura doktora gittim. Gözlerimin ikiside 3.25 miyop olmuştu ama moralimi bozmadan lenslerimi solüsyonumu alıp işe gittim. Öğlen yemeğini heyecandan yiyemedim. Çünkü konserin telaşı kaplamıştı beni birkere.



Ofistekiler baya dalga geçtiler benle. Neyse sonra sevimli ötesi stajyerim lenslerimi takmayı öğretti bana. Çok zorlanmasamda konser öncesi heyecanla nasıl takcağımı düşündüm. Birde cuma akşamı çocukluk arkadaşım evlendiğinden havalimanına gidemedim.



Neyse ctesi sabah kalktım Mubank için aldığım ojelerimi stickerlerımı taktım. Sonra Kadıkoy tarafına geçip Seymsometnig, Mathildai Ego, Nado, Kaktüsçiçeği, Nago ve Gözdenurla buluştuk. Otobüs hıca hınç konser insanı ile doluydu konser servisi gibiydi. Konser alanına geldiğimizde sırayı görünce bi moralmen çöksekte o 4 saate yakın bekleme süresinde muhabbetin dibine vurduk, dans hareketlerine nakaratlara bile çalıştık.


Kapı 5 te açılacaktı ve saat 3 ten sonra 5 dakikada bir bir çığlık yükseliyor sebebini bilmesekte bizde çığırıyoruz sonra susuyoruz derken bu bi oyun gibi oldu bu sefer biz çığırıyoruz sıranın ortasından sanki Siwon gelio mk herkes çığırıyo bizle sonra manasızca susuyoruz :)

Kapı 17:20 gibi açılmaya yakın KBS muhabiri geldi. Bizim arkamızda kalan yabancılara nereli olduklarını sordu. Sanırım yabancı sandı yada başka bi Türk karıştı olacakki muhabir not Turkish dedi. Adam oraya gelen yabancılarla röportaj yapacaktı. Bizde sinirlendik ulan kendi müzik bankamızda bile örseleniyoz sor bize bize sor C'omon olduk ama iplenmedik. Neyse benim sinir olduğum kişilerden bazıları sıranın önüne kaynak oldular görmedim sanmayın ha.

Neyse kpop anketi yapan bi çocuk vardı. Numerolarımızı meyillerimizi aldı gitti işte :)

Sonracıma kapı açıldı götüm götüm itiliyorum. Yürümüyorum ama kademeli olarak beni ite ite kapıya götürdüler. Sırada ezilirken geyik kıyamet. Şizoyu ablam belledim yabıştım koluma çünküt birbirimizi kaybetmeyek dedim. Neyse sırada olay olmadı ama güvenlikçi hopörlorlu abi sanki olay var gibi kulağımızı skp durdu. ''Sıranın %90'ı bayan lütfen birbirinizi itmeyin hepinizi alacaz yemeğini yende gelin burda yemek almıcaz'' vs.. Neyse aldılar çantamı açtım sordular bakmadılar içine sonra bize içerde turuncu bileklerimizi taktılar. Ordaki görevliler çok kibar ve sempatiklerdi.


Neyse platin kısmını görünce bi üzüldük sahneyi göremezyiz vs diye. Aslında arkaya doğru yükselen bir platform koyulsaymış çok güzel olurmuş ama olsun yinede kötü değildi. Neyse iyi kötü yer bulduk. Önce halk oyunları ekibi çıktı. Egonun arkadaşı kızda varmış içlerinde neyse. Bunlar oynadılar oynadılar anam sonra Ring Ding Dong çalmasınmı :) Onunla oynayıp bize jest yaptılar aferin onlara :)

Neyse bu organizayon başlangıcında Miss A klibi yayınlanmadı klipler iki kere yayınlandı orda biraz eksik kalmışlardı ama ilk organizasyondur günahı olmaz dedik.

Şimdi tek tek gruplardan üyelerinden bahsedicem kafamda kronolojisi kalmadı :)

Mblaq sahnede çok sempatikti. Bir an olsun soğuk-yada suratı asık olma modunda olmadılar. Baştan itibaren tüm sahneye ve seyirciye hakimdiler. Ayrıca itiraf etmem gerekirki kliplerindeki dansları canlı izlemek onlara olmayan sevgimi aldı çoğalttı. Mir-G.O ve tüm üyeler mükemmeldi.

Beast'i çok dinlemeyn biri olarak Mblaq gibi onlarada hayran kaldım. Beast'in tüm üyeleride çok sempatikti. Dujun ve Yoseop özellikle mükemmellerdi. Tüm fan gruplarının ve tabi Beast'inde balonları vardı ve idollar balonlarla bile oynadılar ^^

Ft Island ilk toplu sahneye girdiğinde Hongki biraz fazla Cool'du. Hatta sahnedikeler bir ara bi bakış attı çok üzüldüm götü kalkmış lan diye. Ama Hongki sahneye çıktığında tamamen farklı biriydi. En çok zıplayan en çok coşan idol oydu. Diğer F.t üyeleri biraz geride kaldılar ama olsun.

Ailee için sahne öncesi lan niye yerine şu gelmedi bu gelmedi diye atıp tuttuysakta bu kadında dünya starı hamuru var. Diğer bütün kadınlardan daha yüksek bir enerjiye sahip. Artı Üsküdara Giderken'i söylemesi, söylerken o heyecanı hissttirmesi beni çok duygulandı. Tüylerim diken diken,mest olmuş olarak izledim. Gerçekten gözlerinin içi gülen , mükemmel pozitif biri kendisi. Kendimi ayıpladım öyle geldim.

Miss A... Açıkcası beklediğimden biraz daha kötülerdi. I Don't Need A Man 'i uzun söyleselerdi mesela büyün salon eşlik ederken bi kuple okundu geçti. Jia, Fei herkes çok şirindi onlar Ailee kadar olmsalarda sevildiklerini anladılar ve tüm enerjileri ile güldüler. Suzy zaten herkesin şirinlik muskası oldu. MissA'in dans performasını bukadar iyi beklemiyordum birde o hususta ileri çıktılar.

Ve son olarak Super Junior. Gerçek manada girişlerinden çıkışlarında her şekilde büyülediler bizi. Ben bayrak öpmeleri vs ile büyülenmedim sadece adamların seyirciye olan saygıları ile büyülendim. Donghae-Kangin-Shindong gerçek manada seyirci ile birebir temas ettiler. Fotoğraf çektiler,milletin kameraları ile oynadılar. Donghae 2 kişinin cep telefonuna bir kişinin kamerasına uzandı aldı ve çekim yaptı. Eva kızımızada dediğim gibi hayran sayısını 10 a katlamıştır çünkü bizim tarafta gerçekten Donghae diye çığıran bir opluluk vardı ve Donghae nezaman bizim tarafa dönse bir çığlık dalgası atıldı ^^ Sj için laf yok. kimsenin edebileceğimide sanmam :)

Special Stage, Tarkan şarkısı ile öpücük yollamalar falan mükemmeldi. İdolların ara sunumlarda Korece konuşmalarını anlayan ama Korece bilmeyen koskoca bir seyirciydik. Sj'in baya Türkçe çalışıp gelmesi sıradaki şarkı demeleri vs bunları unutmayı planlamıyorum :) missA'in sahnede kebap muhabbetini Beast'in Mblaq'in Ft'nin sempatikliğinide unutmayı planlamıyorum.

Sahnenin uç kısımına geldiklerinde net görebildim herkesi ama ana sahnenin orta kısmına geldiklerinde önümdeki telefonlu dangalaklarla kavga etmek zorunda kaldım. Ciddi manada çirkef insanlardı ve laf anlatamadık. Birde bizim sırada sırık gibi iki Rus kız vardı ve bizim kızların uyarmalarına rağmen yer vermediler. Biz genel olarak çok kısa insanları önümüze aldık herkes rahatça görsün diye.

Orda ve sırada yeni kişilerle tanıştık. Mesela hızır Fasulye var :) Sırada tanştığım adını bilmediğim tonlarca kişi var. ^^

Konser boyunca zıplamadığım halde herkes zıpladığından zıpladım :) Bi ara asılı kaldım ayaklarım yere değmedi vs :) Kendimden çok başkalarının teri vardı üstümde skdhfksjdhf

Birde konser çıkışı hasret giderebildiğim Minekibu,ShinMin,OH Yoon Joo ve Fındık, Hayal, La Fea,Eva konser boyunca ve sırada ekürü olduğumuz Ego,Mati,Şeyma,Gözdenur,Nado ve Şizo bu güzel günü benle paylaşan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.


He unutmadan organizasyon yetkileri lütfen organizasyon elemanları bu konuda uyarsın (bundan sonraki organizasyonlar için ) biz orda ayaklarımız yere basmıyorken heyecandan sikko güvelik elemanlarından biri Jb benzetmesi yaptı çok sinirlendim.

Ama yinede gerçekten unutamayacağım güzel bir anıya sahip oldum ^^


Çok foto yok. İzlemekten çekmedim ama fotolar gelirse bol fotolu bir yazıda paylaşacağım canlar. Sevgiyle kalın ^^




24 Ağustos 2013 Cumartesi

Always (오직 그대만)


Cheol-min yetiştirme yurdunda büyümüş bir yetimdir. Gençliğinde bir boks antrenörünün onu yanına alması ile onu şampiyon edecek yeteneğini eğitmiştir. Ama bir zaman sonra yanlış yola sapıp, hapsi boyladıkdan sonra; hapis yaşantısı ile kirli geçmişini ardında bırakır.



Bekçilik yaptığı otoparkta yanına birgün genç güzel ama kör bir kadın gelir. Cheol-min her nekadar kaba bir adam olsada derinlerindeki vicdan ve kaybolmaya yüz tutmuş sevebilme potansiyeli ile kadına karşı ilgisi artar.



Filmin romantizm içeren bolca sahnesi mevcut. Ama söz konusu bir Kore yapımı olunca güldürdüğümüz kadar ağlatmalıyız diyorlar. Ya da ne bileyim Kore Film Bakanlığı kanun mu çıkardı ağlatmayanı ağlatırız diye :)


Varsa sevgilinizle falan izleyin işte :)




21 Temmuz 2013 Pazar

Aldıklarım-Denediklerim #1 (Temmuz 2013)


Pure Beauty Super Sheer Silky Touch Spf 50 Pa +++ ; Arazi çalışmalarımız esnasında 3 derece amele yanığı olmamla ders alarak güneş kremi aramam sırasında çat diye Pure Beauty'nin yüz için yüksek korumalı krem çıkardığını öğrenmemle kendisini aldım. 23.99 gibi bir fiyatı var. Selpak mendillerden birinin kokusuna sahip ama hangisi çözemedim böyle soft kadifemsi bir kokusu var. Dokusu yağlı gibi dursada cilt emince pek birşey kalmıyor. Cilde beyazlıkta veriyor ama bu krem üstüne makyaj yapıcaksanız emilmesi için süre tanıyın çünkü iki-üç dakka içinde BB'nizi falan sürerseniz BB emilmiyor.. Severek kullanıyorum^^

Pure Beauty Super Brightening Intensive Serum ; 3 al 2 öde ile göz jeli alayım derken danışman hanımefendinin bana yanlış kutuyu vermesi ile edindiğim bir ürün. Kullanımı sabah veya gece tonik ve kremleme işlemi sonrası siyah noktaların olduğu kısımlara dairesel hareketlerle sürülmesi. Kendisi jel ve roll on u var ^^ Yanlışlıkla alsamda yıllardır bende var olan yerleşik bir siyah noktamdan kurtulmamı sağladı. Siyah nokta oluşabilen yerlere yoğun bakım amacı ile kullanıyorum.

Pure Beauty Super Brightening Gece Kremi; Serinin kremlerini almak istiyordum ilk olarak gece kreminden başlayayım dedim. Kokusunu ve dokusunu sevdim. Kullanmaya başlayalı bir ay olmadı o yüzden matlaşmaya nekadar yardımcı oldu çözemedim. İlerleyen zamanlarda yazacağım bu kremle beraber seriden almadığım 2 parça kaldı ^^


Watsons ürünlerinimi yenilemiş ambalajlarınımı yenilemiş tam çözemedim. Gerçi biz küçük çaplı bloggerlarız bize hediye gelmiyor ama yinede watsons sevgimiz aşikar ^^ Bu maskelerin hepsinden bitane aldım bu ay. Bunlar kalan son 3'ü.. 



Konu maskelerden açılmışken cildi yağlı olan,sivilce -sebum gibi sorunları olanlara önerim Rival De Loop'un Peel Off maskesi olacak. Ben 10 ar 10 ar satın alıyorum haftada bir yapıyorum. Kullanmadığım zamanlarda cildimin sorunları artabiliyor :(


Rossmann demişken güneş ürünlerinde süper indirimler vardı. 50 faktörlü kremler çocuklara üretildiğinden bende çocuk kısmından aldım payımı ^^ Diğer koruyuculara göre kat ve kat ucuz ^^ Birde ayak kremi denemek istedim.


Bu balmları duymayan kaldımı bilmiyorum. Yaz başında ballıyı almıştım memnun kalınca mentollusunude aldım. Üzümlüsü falanda var sanırım onlarda bidahaki alışverişlere artık diyorum. Mentollusu böyle çatlakları falan ortadan kısa sürede kaldırmaya yardımcı oluyor. Serinletici etkisinden ötürü böyle sıcak saatlerdede kullanıyorum. Ballısının nemlendirmesi mükemmel ^^


Watsons nasıl yenilenmiş anlamadım demiştim. Watsons'ın güneş koruculu Magic Lip Balm'ı hem ambalaj hemde içerik olarak yenilenmiş. Kendisi muz kokulu olmuş ve kapağı şeffaf iken mat pembe ambaljın aynısından olmuş. Ben Magic Lip Balm'ı çok seviyorum, ilk sürünce nereden geliyor bu muz kokusu demiştim ^^ Muz kokusu dışında bir değişiklik yok yine sürdükten bir müddet sonra pembelik veriyor ^^


Essence Floral Grunge Lip Glossları edindim. Bukadar minik beklemiyordum ama zaten çok gloss kullanmadığımdan zayi olmaz diye düşünüp aldım. Sevdim çok yapış yapış olmuyorlar ^^


Florak Grunge'ın ojelerine bayıldım. Mat ama ışıltılı hemde kocaman şişelerdeler. Ayrıcada 2.50 fiyatları mükemmel. Ancak 3 rengine erişebildim ^^ Flormarın glitter serisinin hepsini almayı planlıyordum ama standda nedense beni çekmedi denemek için sadece resimdekini aldım. Simleri kare şeklinde diye ^^
Şu pembeli ojelere gelirsek ^^ Kuzenlerimin kızlarının ilk ojelerini hep ben sürmüşümdür. O yüzden nezaman gelseler bi oje seçerler bana sürdürürler. Ceren 'de onlardan biri ama en koyu oje hastası olanı. Bize girer girmez ojesini sürer, kurutucu spreyini sıktırır ve ojelerle oynar. Ceren Sivas'a tatile gidince hep ojelerini sormuşlar oda ''Memet sürdü'' diyip durmuş. Sivas'ta Ceren'in korktuğu akrabalarından biride onu sevsin diye oje almış Ceren'e ^^ Ceren'in oje dolabı benim nasılsa oda bana getirdi ^^ 
''Membe oje sür Memet'' ^_^


Essence'in french kalemi! Kendisine bayıldım ama biraz daha ucu kalın olsa süper olurmuş ^^ Ben frenchin kalının seviyorum ^^


Ters oldu ama olsun. Saten yüz ağdasında yağlı ciltler için naneli ağda bandı çıkarmış. Ben bayıldım baya baya. 


Biliyorum aranızda ağda sonrası temizleme mendilini bitirip o ağdayı türlü yolla çıkarmaya çalışanlardansınız. Biri sonunda temizleme yağını şişelere koyup satmayı akıl etmiş. Oh be!


Frutation sağolsun fırçalarım için yeni kaplarım var artık ^^






Bad Girls/ 女孩坏坏 (2012)


Dan küçüklüğünden beri kadınlara eziyet eden erkeklerin karşısında durmayı vazife edinmiş erkek gibi bir hatundur. Öyleki kendinden hoşlanan çocuğu bir yumruğu ile uluslarası seyahete yollamaktan çekinmez. Dan'in en büyük tutkusu ekmek yemektir ve 2 sınıf arkadaşı ile Bad Girls grubunu kurmuştur.



Dan evlatlık olduğundan babası ona üzülmesin-kırılmasın kendini korusun diye Kung-fu öğretmiştir. Dan'in kendinden küçük bir kızkardeşide vardır.

Birgün Dan'in bulunduğu liseye bir çekim ekibi gelir ve Dan kızkardeşinin kovalarken seti birbirine katıp başroldeki kızceyzi yaralar. Filmin yakışıklı başrol oyuncusu Justin ise Dan'in başrolu oynaması için yönetmeni ikna eder.Bakalım birbirinden tamamen farklı bu iki genç arasındaki ilişki nasıl şekillenecektir.



Buraya kadar özetini verdim şimdide naçizane fikrimi paylaşayım.

Açıkcası filmi Mike He'nin güzel yüzü hatrına izledim. Romantizm neredeyse sıfır,espriler vasat,senaryo klişe ve daha bir sürü şey. Doğru düzgün romantizm söz konusu değil, başroldeki kızın oyunculuk yeteneği yerlerde ve of daha anlatmak istemediğim bi ton şey işte.

Ellerin fırıncısı Kim Tak Goo , Mike He bizde Rizeli fırıncılar diyor isyanımıda ekliyorum gençler. Alakası yok ama olsun yinede dinleyiniz;